Tokens — Page 8

Yusuf ile Züleyha

edebiyat

Zeliha o hale gelmişti ki çörekotundan ödağacına kadar her şeyin adı Yusuf'tu onun için. Yusuf'un adını başka adlara gizlemişti, mahremlerine bu sırrı söylemişti. "Mum ateşte yumuşadı" dese, "Sevgili bize alıştı, yüz verdi" demiş olurdu. "Bakın ay doğdu" dese, "Söğüt ağacı yeşerdi" dese, (...) "Başım ağrıyor" dese, "Başımın ağrısı geçti, iyiyim" dese hep ayrı manaları vardı bu sözlerin. Birini övse onu överdi; birinden şikayet etse onun ayrılığını söylemiş olurdu. Yüz binlerce şeyin adını ansa, maksadı da Yusuf'tu onun, dileği de.



<div style="text-align: right;">Mevlana, Mesnevi, c. IV, beyit: 4032-4044, çev. Veled İzbudak.
Yusuf Peygamberin hikayesi Kuran-ı Kerim’de 12. sure olan Yusuf suresinde anlatılmaktadır.</div>

Kibris

geziphotography

Haziran sonu ile temmuz basinda Kibris’taydim. Kibris konusunda yazmak benim icin kolay bir is degil. Biraz da bu yuzden sanirim elimde bir suru fotograf bulunmasina ragmen yayinlamak icin beklemem. Insan, hayatinin belirli bir kismini gecirdigi bir yer hakkinda dusunurken her zaman boyle mi ikilemde olur bilmiyorum. Guzel anilar yaninda kizdigim o kadar cok sey var ki…

Kucukken bizim evin onunde badem agaci vardi. Onun ustune biriken agustos bocekleri ile ugrasmak (bizim oralarda agustos bocegine zirziro derler) veya hemen yan komsumuz amcamlarin arka avlularinda kosturmak cocuklugumun buyuk ugrasilarindandi. Simdi, o kadar sene sonra, etrafinda kosturup durdugumuz avluyu ve ortasinda yer alan zeytin agacini gorunce oldukca sasirdim. Hayalimdekinden o kadar kucuktu ki… Oysa eskiden o kucuk avluda saatlerce kosturabilirdim. Insanin buyukluk olcusu de zamanla degisiyor demek ki.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Avlunun bir kenarinda yer alan lavabo artik yok (cok net hatirliyorum cunku amcam kuzenle beni ustune cikarmis ve fotografimizi cekmisti). Ve on bahcedeki yasemin de sokulmus. Su musluktan artik tuzlu akmaya baslayinca zaten dayanamamislar diyor yengem; kuruyan cicegi sokmekten baska careleri kalmamis. Daha bir suru degisiklik var tabi. Ornegin yolun karsisindaki uzun okaliptus agaclari bina yapmak icin kesilmis, keza papatya tarlasi da artik yok.

Gittigim gezdigim yerlerde farkettigim ortak bir nokta yerel insanlarin cevrelerindeki guzel mekanlari yadsimasi, onlara alisip dikkate almamasi oldu. Bunun en guzel ornegini Paris’te yasamistim. Paris’i gezerken orada dogup buyumus ve orada ogretmenlik yapan bir Turk arkadasin evinde kalmistik. Sohbet sirasinda adamin hic Eyfel’e cikmadigini ogrenince cok sasirmistim. Yani, sehrin hemen hemen her tarafindan gorunen bir muhendislik harikasini bir insan nasil da merak etmez, gidip ziyaret etmezdi?

Benim Kibris gezim de bu duruma ornek oldu. Senelerce kalip defalarca ziyarette bulundugum Kibris’ta gorunen o ki pek bir yer gezmemistim. On kusur sene sonraki ilk ziyaretimde ise gezmedik yer birakmadim. Fotograf makinemi yanima almadigim icin cep telefonumu (Nexus One) kullandim, dusuk cozunurlukler bu yuzden, kusura bakmayin.

Gidis

Oncelikle Kibris’a nasil gideceksiniz? Tabii ki ucakla demeyin, benim gidislerimin cogu Mersin’den gemiyle oldu. Mersin limanindan Magosa’ya, Tasucu limanindan ise Girne’ye gemi bulmak mumkun. Yalniz gemiyle gidecekseniz deniz otobusunu tercih edin, feribot eger araciniz varsa mecburi tercihiniz olacak ama normalde tam bir iskence. Feribotla yolculuk uzun suruyor (deniz otobusu ile 2-3 saat iken feribotla 8-9 saat) ve hic rahat degil acikcasi.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Ucak secenegini herkes biliyordur sanirim. Kibris’a ucan bircok havayolu var ve fiyatlari da genellikle uygun.

Lefkosa

Lefkosa, Kibris’in bolunmus baskenti. Sehir ortasindan ikiye ayrilmis durumda ve kuzey bolumu Turklerin elindeyken guney Rumlara birakilmis. Lefkosa’da gezilecek cok yer var, ozellikle surlarla cevrili olan eski sehir cok guzel mimariye ve tarihe sahip. Lefkosa’yi daha iyi tanimanin en iyi yolu, kultur bakanliginin ucretsiz turlarindan birine katilmak. Turlar sehirdeki turizm danisma ofisinden basliyor. Bu ofis ise surlarin Girne kapisinda bulunuyor.

Tur boyunca Lefkosa’nin tarihi yapilarini daha iyi taniyacaksiniz. Benim katildigim turu gerceklestiren Kibris Turk Rehberler Birligi Genel Sekreteri Selin Feza Akca gercekten cok bilgiliydi ve gezi cok zevkli gecti. Ozellikle Selimiye Camii‘nin Gotik mimarisi bana Paris’teki Notre Dame’i hatirlatti. Suricindeki pek cogu 1900 baslarindan kalma evler ise cok guzeller.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div><div style="clear: both; margin: 1em; text-align: center;">Sehrin ana meydani</div>
Sehrin merkezindeki Saray Otelden teras icin bilet alip (5 TL, bir icecek ucretsiz, portakal suyu almayin! cok kotu) sehri yukaridan seyretmek guzel bir secenek. Yukaridan Rum tarafi neresiydi diye merak ederseniz yeni binalarin bulundugu taraf oldugu aklinizda bulunsun (!).

Suricini rastgele dolasin, bircok cevher bulacaginiza eminim.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
St. Hilarion

St. Hilarion, adada bulunan ve daga yapilan (hani limana degil de) bircok kaleden biri (digerleri Bufavento ve Kantara Kaleleri). Dag basinda oldugu icin sanirim cok iyi korunmus bir kale ve cok guzel Girne manzarasi ve dogasi var.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Eger St. Hilarion veya Bufavento’ya cikacaksaniz yaniniza fazladan t-shirt (terleyince degistirmek icin) ve ayak bileginizi kavrayan bir ayakkabi alin derim (bileginiz burkulmasin diye).

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Girne

St. Hilarion’da yorulduktan sonra yukaridan manzarasini seyrettiginiz Girne’ye dogru yola koyulabilirsiniz. Girne tam bir turist sehri; limani, kafeleri ve casinolariyla.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Limandaki cok iyi korunmus kalenin icinde muze de var ve oldukca eski bir gemi batigi sergilenen eserler arasinda.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Girne’de Ingiliz doneminden kalma bir posta kutusu (Arkadaki Grand Cafe ve Restorant’i yemek veya cay/kahve icin oneririm.
Magosa ve Girne’de subeleri bulunan Ezic de cok guzel yemekler yiyebileceginiz bir yer. Lefkosa’da benim Ankara’da cok sevdigim Sushico’nun bir subesi var, ancak oradan hic yemedim).

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Ingiliz doneminin bir diger mirasi da okaliptus agaclari. Soylendigine gore Ingilizler Kibris’ta cokca bulunan batakliklari kurutmak ve sitma gibi hastaliklari onlemek icin bir baska somurgeleri Avustralya’dan bol miktarda okaliptus agaci getirip dikmisler. Yerlilerin efkalito dedigi bu agaclar cok miktarda su cektikleri icin batakliklarin kurumasinda onemli rol oynamislar. Efkalito ayni zamanda solunum yollari hastaliklari icin faydali bir bitki, annem kucukken bunlarin yapraklarini kaynatir ve buharini solumamizi saglardi.

Bella Pais

Ismi Fransizca “Abbey de la Paix”den gelen Huzur Manastiri cok guzel mimariye sahip bir yapi.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
St. Hilarion gibi burasi da yuksekte ve guzel bir manzarasi var. Eger sansliysaniz Bella Pais’te duzenlenen konserlerden birini izleyebilirsiniz, zira yazin burada senlikler yapiliyor.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Manastirin bulundugu mahalle de bence cok sirindi, cok guzel mimariye sahip evler vardi. Ve her zaman hosuma giden dar sokaklar da. Dar sokaklara araclar giremiyor ve insanlar birbirlerine daha yakin olabiliyorlar bence. Ozgurce yuruyebiliyorsun, arabalara dikkat etmen gerekmeden. Asagidaki fotograf bir cicekcide cekilmedi, bir evin bahcesindeydi tum bu cicekler.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Meyveleri bilerek renkli birakmis, etrafini siyah-beyaz yapmisim gibi. Ama ben islem yapmadim, fotograf dogal olarak boyle cikti.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
vs.

Bunlardan baska Magosa’yi da gezmenizi tavsiye ederim. Surici Lefkosa’dakine benziyor ve eski sehirdeki baska bir gotik katedral, Lala Mustafa Pasa Camii yine cok guzel.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Eger Kibris’a gelirseniz bir sekilde arac edinmeniz gerekiyor (kiralik veya yakininizdan) cunku toplu tasima teknolojisi (!) adaya ugramis degil.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Mesarya Ovasini Lefkosa-Magosa otoyolunda giderseniz (itimat’ta hep uyudum bu yolda ben) kesin goreceksiniz. Mesarya Rumca “iki dag arasi” demek ve ada icin buyukce bir duzluk. Ben gittigimde saman balyalari vardi her tarafta.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Magosa Maras bolgesi yakinlarindaki Palm Beach’te balik tuttuk (pek tutamadik aslinda ama :)). Giderseniz buralari da gezin ve kapali bolgede 1974 harekatindan beri ayni yerde duran vinci gorun bence.

Benden bu kadar. Kibris kucuk bir ada ama gezilecek cok yer var. Keyifli geziler!

Erdek-Ocaklar Fotograflari

geziphotography

San Francisco donusu is arkadaslariyla birlikte Balikesir-Erdek’teki Ocaklar beldesine gitmis, dag ve denizin keyfini cikarmistik. Bu fotograflari bir suredir yayinlama dusuncesindeydim, Nexus One’da Kibris seyahatinin fotograflari da birikince en azindan bunlari paylasmak istedim :)

Ocaklar kucuk ve sakin bir sahil kasabasi. Emeklilikte tadini cikarabileceginiz bir yer gibi geliyor bana, yoksa gencken daha dinamik bir yerlerde yasamak daha mantikli. Tabii ara sira sehir karmasasindan kacmak icin de dusunulebilir.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Taytanik, Erdek’te!

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Ocaklar’da harika koylar ve adalar var.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Rehberimiz ile Kapidag’inin her tarafini gezdik. Selaleye de rastladik, derelere de, dagdan cikan kaynak sularina da. Doga gercekten cok guzel.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Bizim ekip :)

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Gun batimi tabi deniz olunca ayri bir guzel oluyor.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Romanlar.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Fasil.

San Francisco Notlari 3 - Kultur Sanat

geziphotography

Bir sehri yasanabilir kilan en onemli ozelliklerdendir kultur sanat faaliyetleri. Gezdigim tum bati ulkelerinde yesil alanlara, insanlarin stres atabilecegi kultur sanat merkezlerine onem verildigini gordum. San Francisco da bunlardan farkli degil. Sehirde onlarca muze, park ve yesil alan var. Tarihi binalar mekanlar da cabasi. Bu tarih konusu ozellikle ilginc aslinda. Cunku ABD tarihi baska ulkelerle kiyaslandiginda (ornegin kendi memleketimizle) oldukca yeni sayilir ama tarihi oneme sahip mekanlar iyi korunuyorlar ve insanlarin dikkatini cekiyorlar. Goze guzel gelen (eye candy) mekanlar dogal olarak insani da gunluk endiselerinden uzaklastiriyorlar.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>San Francisco’da iki tane akvaryum var, bir tanesi Pier 39’daki Aquarium of the Bay. Akvaryumdaki cam koridorda yururken cevrenizde yuzen canlilari gorebilirsiniz.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Buradaki en ilginc canlilar harika isiklandirmanin da etkisi ile deniz analariydi. Isigi gecirdikleri icin dikkatli baktiginizda karinlarindaki yiyecekleri ve organlarini gorebilirsiniz.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Akvaryumda fotograf cekimi gercekten cok zor. Bunun nedeni isigin az olmasi ve camdaki yansimalar nedeniyle fotograf makinelerinin odaklanmakta zorlanmalari. Dolayisiyla gercegi fotograftakilerden cok daha guzel :)

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>SF’da devasa/harika Golden Gate Parkindaki Botanik Bahcesinde tropik bitkileri bulabilirsiniz. Icerisi cok nemli ve sicak ama, fotograf makinesi ve gozlugum hemen bugulandi ve disari cikana kadar da duzelmedi. Nilufer ciceklerine degerdi ama.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Kalifornia Bilimler Akademisi ise ayri bir dunya. Yine Golden Gate Park icerisinde, de Young Muzesi karsisinda. Kelebekleri cekmenin zorlugu ise hic yerlerinde durmamalari. Cok hareketli olduklarindan hizli davranmalisiniz.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Kalifornia Bilimler Akademisindeki en harika deneyimlerden biri planeteryum sovu oldu. Cok guzel hazirlanmis bir animasyon ile uzayda 3 boyutlu seyahata ciktik. Tabi burda fotograf cekemedim ama gercekten cok guzel bir deneyimdi.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>SF’deki ikinci akvaryum da Bilimler Akademisinde bulunmakta. Bu da orta buyuklukte. Deniz yasamina gercekten merakli iseniz SF’ye yakin Monterey’deki dev akvaryuma gitmeniz gerekiyor. Benim zamanim kisitli oldugu icin SF disina cikmadim.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Siz hic albino timsah gordunuz mu?

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>Burasi belediye binasi (city hall) icinde. Ilkokul cocuklarini getirip gezdiriyorlar, o kadar ozenli insa edilmis ki.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Ve cok unlu Golden Gate Koprusu. Rengiyle akillarda kaliyor.

San Francisco’yu cok ozledim.

San Francisco Notlari 2 - Chinatown

geziphotography


We hold these truths to be self-evident, that all men are created equal, that they are endowed by their Creator with certain unalienable Rights, that among these are Life, Liberty and the pursuit of Happiness. That to secure these rights, Governments are instituted among Men, deriving their just powers from the consent of the governed.


Amerika Birlesik Devletleri henuz bir koloniyken Ingiltere’den bagimsizligini bu cumlelerle ilan ediyor. Bunlar cok etkili cumleler esasinda, insanlarin esitliginden, ozgur olmalarindan ve onurlu bir sekilde mutlulugu arama haklarindan bahsediyor (Fransiz devriminin etkileri goruluyor). Ve bu haklar hicbir sekilde geri alinamaz haklardan.

Gel gor ki ikiyuzlu bir ilan bu. Daha o zamanlarda bircok haksizlik var ve 1970’lere kadar devam ediyor bircogu. Siyahlarin oy hakkina sahip olmalari, beyazlarla ayni otobusleri/okullari kullanabilmeleri icin uzun zaman gecmesi gerekiyor.

Asyalilar ve ozellikle Cinliler de benzer uygulamalarla karsi karsiya kaliyorlar. 1950’lere kadar oy kullanma ve mal/mulk edinme haklari buyuk oranda engelleniyor. Biraz da bu yuzden kendi toplumsal kurumlarini olusturuyorlar ve mahallelerini kuruyorlar.

San Francisco, en buyuk Cin mahallesine sahip sehirlerden biri. Ve Cin Mahallesi benim bu sehirde en sevdigim yerlerden oldu. Otelime yakin yesil alanlardan Portsmouth Meydaninda sabahlari tai-chi yapan insanlari, aksam torunlarini parka getirmis yaslilari ve etrafta kosturan cocuklari izledim. Renkli pencerelerin onunde asili camasirlarin arasindan goz kirpan hayatlarini merak ettim. Ben, Cin Mahallesini cok sevdim.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Portsmouth Meydaninda kagit oynayan yaslilar.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Ana caddelerden birine girdiginizde Cin’de oldugunuzu sanabilirsiniz.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Kirmizi lambalar.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Klasik Cin mimarisi. Sanki Cin’den getirip bu noktaya birakmislar gibi.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Ve Banksy. Bana oyle geliyor ki Banksy de burayi cok sevmis. Benim fotografladigim iki cizimi de Cin Mahallesinden.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
If at first you don’t succeed, call an airstrike.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Cable car, Cin Mahallesinden ortasindan da geciyor.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Peking Bazaar, mahalledeki ilginc esyalar satan marketlerden biri.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div><div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Sokak isimleri ayni zamanda Cince de yazilmis. Otobuslerde de ayni zamanda hem Cince hem Ispanyolca duyuru yapiliyor. Belediyenin o mahallede yasayan insanlara saygisi acisindan cok guzel bir ornek bence.


Cin mahallesi hakkindaki yazim burada son buluyor. Sanirim insan bir yeri ziyaret ettiginde iki tur gezi yapabilir. Birincisi turistik mekanlari gezmek (SF icin bu Pier 39, Union Square, Embarcadero vs). Yapilabilecek ikinci gezi ise sehirlilerin nasil yasadigini gormek, onlarin ayak izlerinden gitmek. Sanirim ben her ikisinden de bir miktar yaptim. Bir sonraki yazim San Francisco parklari ve muzeleri hakkinda olacak :)