Tokens — Page 7

Okumak, Aşk vs.

edebiyat

Bugün aşk dediğiniz parlak ambalajlı bir ürün, alınıp satılıyor, her yerde ama hiçbir yerde. Bunca rekabetin, hesap kitabın, kar hırsının, ağır mesainin, mezardan farksız evin, azap gibi okulun-kışlanın, cehennemden beter fabrikanın ortasında aşka mecali kalan varsa tebrik ederim.
Okumak, hem bir hayat başarısızlığının, ki unutmayın okumak mağlupların işidir, hem de derin bir yalnızlık hissinin sebebi olup çıkmıştır. Okumak, en başta sistemin ürettiği onca sahte haz vaadine kanmamak-kanamamak demek. Dışarıda teşebbüs ve tecrübe edilebilecek yığınla irili ufaklı haz ihtimali varken bir odaya kapanıp okumak... Bu bana bir tür kahramanlık gibi geliyor. Bir tür külyutmazlık da demek isterdim, ama kelimenin biraz soğuk bir tınısı var ve ne demek istediğimi tam ifade edemeyecek gibi.
Keşke daimi bir anonim sohbet misali, sadece içinde anlatılanların mühim olacağı, isim ve imza konmayan kitaplar olsa. Ya da kitaplar hiç olmasa da hayat sürekli bir seyahat halinde, keyifli ve uzun bir muhabbet misali, başlayıp bitse.

Yazar Murat Uyurkulak’ın, Radikal Kitap’a verdiği röportajdan.

Yaşamak

edebiyat

Ihlamur kokusunu sevdiğimi bilmezdim. Çocukluğumu anımsattı bu koku bana, daha doğrusu bir zamanlar benim de çocuk olduğumu. Ayakkabılarım 32 numara, alnıma düşen saçlarım terden ve tozdan yollar oluşturmuş. İnsanın bir gün öleceğini bilerek yaşamasına ironi diyenler var. Bence asıl ironi, insanın bir zamanlar çocuk olduğunu bilerek yaşamasıdır. Sırf kendini dünyada bulduğu ve yapacak başka hiçbir şeyi olmadığı için yaşamaya, hayatı sırtında ağırlığını unuttuğu bir kambur gibi taşımaya alışmasıdır garip olan.

Gülden Hasret Oygür, Cabolsa. Notos Öykü 26.

Yeni Bir Sayfa

Yeni tasarım ile merhaba! Çok uzun bir zamandır yapmak isteyip bir türlü gerçekleştiremediğim yeniden tasarım işini bitirdim. Blog sayfamın ilk zamanlarından beri blogger altyapısını kullanıyordum, ve doğrusu benim işimi iyi görüyordu. Ama HTML5 etiketlerini desteklemiyordu ve kaynak kodunu çok gereksiz yere dolduruyordu. Otomatik kaynak kodu üreten yazılımların en iyi temsilcisi Mikisoft'un Frontpage'ini anınsatıyordu ve onun ürettiği kod tam bir felaket.

Blogger'da istediğim tasarımı oluşturmaya çalıştım ama sonuç hiç de istediğim gibi olmadı. Bu yüzden ben de başka çözümler aramaya başladım ve sonuçta jekyll'i seçtim. Jekyll biraz garip bir blog yazılımı, siz şablonları ve içeriği gösteriyorsunuz, o da size statik bir site hazırlıyor. Yani dinamik hiçbir şey yok sitede. Bu yüzden herhangi bir web sunucusu ile kullanabilirsiniz. Sonuç çok hızlı (DDoS'a bile dayanıklı) ve güvenli (wordpress gibi sürekli güncelleme yapmanız gerekmiyor) oluyor.

Elimde sadece git deposu olarak kullandığım Dreamhost hesabım vardı, dizüstü bilgisayarımda oluşturduğum web sayfamı rsync ile uzak sunucuya eşitliyorum ve sitem yayında oluyor. Yorum yayınlamak gibi dinamik olması gereken bölümleri ise javascript ile hallediyorum. Bunun için disqus servisini kullanıyorum. Blogger'daki yorumları da otomatik olarak taşıdı, böylece 4 senelik yorumları da kaybetmemiş oldum.

Yeni yazılarda görüşmek üzere!

Özgürlükler bizi bozar mı?

turkiye

Çok önemli bir test var, kendimize sormamız gereken. 'Evrensel doğrular tamam da hocam, bunlar bize uyar mı?' Türkiye'den duyulacak ses budur. 'Dört yanımız düşmanlarla çevrili, bunları biraz tıraşlayalım. Öyle özgürlükler filan, bunlar bizi bozar.' "Türkiye'nin insanlarının mutluluğu bu ülkenin bölünmesinden daha önemlidir" diyebiliyorsanız, doğru yoldayız, güzel bir şey çıkar. Eğer, 'Yok bize fazla gelir diyorsanız, Sayın Başkan, tavsiyem, bu işi kısa yoldan kesin, altından kalkamazsınız.


Cem Boyner, TÜSİAD’ın akademisyenlere hazırlattığı yeni anayasadan bahsediyor. Söyledikleri turnusol kağıdı gibi.

Vestel'e Açık Mektup

turkiye

Vestel’in web sayfasına girdiğimde kötü bir sürprizle karşılaştım ve bunu onlara bildirme ihtiyacı duydum. Eleştirmek ve eleştirildiğimizde bunu olgun bir şekilde karşılamak çok önemli özelliklerden bence, bu yüzden gönderdiğim mesajı aşağıya ekliyorum:

Vestel Yönetimine,


Vestel'in MT Programlari ile ilgili bilgiyi gazetelerde gordum ve ilgimi cektigi icin ag sayfanizi (http://vestelkariyer.com/) ziyaret ettim. Bir bilgisayar -yuksek- muhendisi olarak Linux işletim sistemi kullaniyorum, hem dizustu bilgisayarimda (ubuntu) hem de cep telefonumda (nexus one'imda android calisiyor). Bu aletlerden ag sayfaniza girdigimde (firefox/chrome/opera'nin hepsinde) http://vestelkariyer.com/browserNOK.asp sayfaniza yonlendiriliyorum ve tikladigim tum baglantilar da yine bu sayfaya yonleniyor. Sayfadaki mesaj ise su:

"
Sayın ziyaretçimiz,
Sitemiz Microsoft Internet Explorer Versiyon 5.5 veya daha üzeri ve 1024x768 çözünürlüklü ekranlar baz alınarak hazırlanmıştır,

Diğer browser (Gözatıcı) uyglamalar ile test edilmemiştir, dolayısıyla sitemizde bulunan bazı fonksiyonlar çalışmayabilir.

Vestelkariyer Yönetimi
"

Eger Vestel, dunyada bir yere gelmek istiyorsa, hem penetrasyonu (kullanim yuzdesi) hizla artmakta olan windows disi isletim sistemlerininin (masaustunde ubuntu/pardus gibi, cep telefonlarinda android/web os/iOS gibi, ve artik set top box'larda bile gelen linux'lari) hem de windows'da kucumsenemeyecek bir kullanim oranina sahip chrome/firefox/opera gibi tarayicilarin da farkinda olmali bence. Ki eminim Vestel set-top box'larinda linux kullanmakta.

Ben teknolojinin bu kadar gerisinde bir sirkette calismayi istemem ve vestel'e ilgimi kaybettim; ama ileride yetenekli muhendisleri, teknoloji konusunda (b)ilgili uzmanlari sirketinize cekmek isterseniz bunu bilmek istersiniz diye dusundum.

iyi calismalar,


Tayfun Sen