Tokens — Page 6

Nexus Q ve Project Glass

io12

Google IO'nun ilk gunu baya da bir heyecanla (sanirim parasutle atlamalar filan beni cok heyecanlandirdi :)) ilk gun izlenimlerimi yazdiktan sonra ozellikle Project Glass ile ilgili bir makale yazmak istemistim. Ancak konferans beni o kadar cok yordu ki fazla bir gucum kalmamisti ve Turkiye'ye donus yolculugu vs. derken yazi yazacak firsat bulamadim. Dun Nexus Q ile biraz ugrastim ve bu iki urunu de inceledigim bir yazi yazma fikri boylece tekrar canlanmis oldu.

Nexus Q

Oncelikle Nexus Q'den bahsedecegim. Alet kucuk bir kure gorunumunde ama kucuk olmasina ragmen saglam bir teknolojiye sahip.

Alet cift cekirdekli bir A9 islemcisi, HD video oynatabilmesi icin ayri bir grafik islemcisi, 1 GB RAM ve bunlardan baska wi-fi, ethernet karti ve iyi bir amplifier ile geliyor. Isletim sistemi olarak Android 4.0 kullaniyor. Aleti bir TV veya ses sistemine bagliyorsunuz ve YouTube, Google Play uzerinden muzik ve video oynatabiliyorsunuz. Kontrolu android calistiran bir aletle yapiyorsunuz, ben hem Galaxy Nexus telefonuma hem de Nexus 7 tablete uzaktan kontrol edebilmek icin gerekli olan uygulamayi kurdum (Nexus Q app Turkiye'ye sunulmuyor, bu yuzden bir de ABD'den bir VPN almak zorunda kaldim) ve aleti denedim. Acilisi ve baslatilisi etrafindaki renkli LED'ler yuzunden cok havali olmus. Zaten Nexus serisinin acilis animasyonlarina bayiliyorum. Iki sene once ilk Nexus One telefona sahip oldugumda da acilisini cok begenmistim.

Evinde muzik sistemini birak TV'si bile olmayan bir insan olarak Nexus Q'den cok bir fayda alabilecegimi zannetmiyorum ama tasarim olarak cok hos bir alet. Ve "hack"lenebiliyor olmasi sayesinde eminim insanlar ilginc seyler yapacaklardir.

Project Glass

Gelelim asil konumuza; Google IO'da ben dahil bircok insani en cok heyecanlandiran sey Project Glass gozlukleri oldu. Google'in en yeni projeler uzerinde calistigi Google X Lab icerisinde kucuk bir grubunun 2.5 senedir uzerinde calistigi bir urun bu ve giyilebilir bilgisayarlar alaninda devrim yaratacaga ve belki de bu yeni alani yonlendirecege benziyor. Bilgisayarlarin evrimine baktigimizda; hesap yapabilen makinelerin masaustunden daha rahat tasinabilir dizustu sistemlere ve su an yasadigimiz donemde her zaman yanimizda tasidigimiz cep telefonlarina girdigini goruyoruz. Bir sonraki adim bilgisayarlarin giyilebilir olmasi yani her zaman yanimizda olmalarinin yaninda daha da kolay erisebiliyor olmamiz (ingilizcesi "accessible") olacak ve bu adim bilgisayarlarin uzuvlarimizin yerini almasindan veya uzuvlarimizi tamamlamasindan belki de bir onceki adim olacak.

Yapilabilecekler neredeyse sinirsiz. Gozluklerde kamera var ve kullanim ornekleri olarak genelde iletisim gosterildi. Parasutle atlama gosterisinde gozlukler ile "hangout" yapildi, sunumlarda da google calisanlarinin cocuklari ile eglenirken cekilen fotograflari bolca gosterildi. Ama Google Goggles ile birlikte dusundugunuzde cok buyuk bir uygulama alani karsimiza cikiyor. Goggles ile Google cok iyi bir goruntu isleme urunu sunuyor. Bilmeyenler icin soyleyeyim, uygulama ile Eyfel Kulesinin fotografini cektiginizde Eyfel Kulesi bilgilerini sunuyor, yazilari cektiginizde cevirisini yapiyor (Japonca bir menuyu fotografini cekerek cevirdiginizi dusunun), QR veya barkod bilgilerini aciyor. Tum bunlari halihazirda telefonunuzdan yapabiliyorsunuz, simdi bunlari gozluklerle yaptiginizi dusunun. Yeni tanistiginiz biriyle konusurken bilgilerini gosterebilir, uzun suredir gormediginiz arkadasinizin ismini, ilk nerede tanistiginiz gibi bilgileri size rahatlikla verebilir. Mobil uygulamalarda Layar diye artirilmis gerceklik uygulamasi vardi, telefonun kamerasi ile gelen goruntuye ek katmanlar sunarak ornegin restoranlari size gosteriyordu. Bunu dusunun, ama artik telefon cikarmaniza gerek yok. Baktiginizda gozluklerin uzerine goruntu getiriliyor.

Daha cok yeni bir proje olmasindan dolayi gozlukler hakkinda fazla bir bilgi yok. Mesela kullanici arayuzu nasil olacak? Azinlik Raporu filmindeki gibi belki de parmaklarimizi taniyacak ve goruntu isleme ile ortak calisarak gozlerimize yansitilan imajlar uzerinde ellerimizle islemler yapacagiz. Donanim artik o noktaya geliyor, yazilimsal isler sadece hayal gucunuze kaliyor. Google IO'ya katilanlara on siparis verme hakki tanindi ve ben de on siparis verdim. Gelecek sene nasil bir urun karsimiza cikacak merak ediyorum dogrusu.

Tum bu teknolojik gelismeler kulture ve topluma da dogrudan etki edecek. Kafelerde ayni masada karsi karsiya oturup cep telefonlarina bakan insanlari gormussunuzdur. Cogunlukla hos karsilanmiyor bu tur hareketler, ben de Markafoni terasta arkadaslarla otururken twitter'a bakmak icin cep telefonuma uzanisimda coklukla bir serzenis duymusumdur :) Simdi bir de gozlukleri dusunun. Arkadasiniz gercekten sizi mi dinliyor yoksa gozluklerden twitter'a mi bakiyor? Ben su fotografi cekerken gozluklu google calisani da benim fotografimi cekmis midir?

Peki bu teknolojilere cok mu fazla dayaniyoruz acaba? Kacimiz artik birilerinin cep telefonu numarasini hatirlayabiliyor? 7 haneli bir numarayi bile artik ezberlemiyoruz. Gozluklere tum tanidiklarimizi yukleyebilirsek acaba insanlari gercekten tanimaktan da vazgecebilir miyiz? Google IO sirasinda yemekte tanistigim, sunumlarda yan yana oturdugum insanlarla bunlari konustuk. Bilim kurgu kitaplari sanki biraz daha yaklasiyor gercek dunyaya.

Turkiye'de yagmur yagip insanlar devlet tarafindan yapilan evlerinde bogulurken, sacma sapan nedenlerle insanlar hapse atilirken, herkes terorden nemalanirken dunyanin diger yakasinda bunlar konusuluyor. Ulkeden biraz uzaklasinca icinde dovunup durdugumuz demagoji ve siyaset daha da acinasi gorunuyor.

Google IO - ilk gun izlenimleri

iki sene once geldigim ve cok begendigim dunyanin en onemli teknoloji konferanslarindan biri olan Google IO'ya bu sene de katilmak kismet oldu :)

Aslinda gelirken cok istekli degildim ama bugun konferansin ilk gununu yasayinca iyi ki gelmisim dedim. Cok iyi bir keynote (ana konusma) ile basladi konferans ve sonraki seminerler ve gece duzenlenen eglence tek kelime ile harikaydi. Konferansin duzenlendigi Moscone Center denilen konferans alani iki hafta once Apple'in en buyuk konferansi olan WWDC'ye de ev sahipligi yapmisti. Giderek daha buyuk rakip haline gelen bu iki sirketten Apple bircok acidan ondeydi, ama bence bugunku konferans durumu Google lehine degistirdi.

Google IO bence ilk defa WWDC'yi gecerek en iyi teknoloji konferansi konumuna yukseldi. Buna dayanak olarak 3 temel neden sunacagim:

  1. Arkada calisan teknoloji: Bana gore Google teknoloji konusunda her zaman Apple'in onundeydi ancak bugun duyurduklari yeni Android surumu Jellybean, Nexus Q, yeni tabletleri Nexus 7 ve tabii ki -devrimsel- Project Glass isleri tamamen degistiriyor. Google, telefonlar icin bulundugun ortama duyarli (contextual) arama icin Google Now'i getirirken arayuz konusunda da bircok iyilestirmeler yapmis. Dagittiklari telefonlardan Nexus S'e Jellybean guncellemesini hazirladiklari icin bugun kullanmaya basladim ve gercekten cok hosuma gitti. Nexus 7'de Google, Asus'u da arkasina alarak canavar bir tablet gelistirmis. Sanirim 12 cekirdekli grafik kartina ve 4 cekirdekli islemciye sahip oldugunu duymussunuzdur. Bunun disinda Sergey Brin'in kendisinin cikip anlattigi Project Glass giyilebilir bilgisayarlar konusunda cigir acacaga benziyor. Gercekten yapilabilecekler sinirsiz. Tum bunlar Google'in Apple'dan birkac adim one gectigini gosteriyor.

  2. Pazarlama: Bugunku ana konusmada canli yayinda Project Glass gozluklerini kullanan birkac Google calisani Moscone Center'in ustunde ucakla atladilar ve parasutle toplanti yapilan binanin ustune indiler. Sonra orada kendilerini bekleyen bisikletleri kullanarak ve takla atarak, sov yaparak konusmanin yapildigi ana salona kadar geldiler. Her sey canli olarak salondaki 5000'den fazla insana (ve youtube'dan canli izleyen milyonlara) aktarildi :)

    Bu gosteri de bence cok iyi calisti (aslinda Sergey de daha sonra "bu kadar kusursuz olacagini tahmin etmemistim" dedi). Pazarlama (show business) konusunda Apple'a ilk defa bu kadar iyi cevap verebildi Google.
  3. Tuketici elektronigi: Apple'i temel olarak bir tuketici elektronigi sirketi olarak goruyorum. Mac'ler, iPhone'lar ile bir yasam stili sunuyor Apple. iTunes'dan sarki indirip AppStore'dan uygulama kurup Apple'in bahcesinde oynuyorsunuz. Google bugun duyurdugu Nexus Q ile yenilikci, son kullanicinin almak isteyecegi tasarimda ve kullanislilikta urunler sunabilecegini gosterdi. Bu da bence cok onemli bir atilim. Apple aramayi ve haritayi Google'dan koparmaya calisirken Google da Apple'in alanina el atiyor.

Konferansta Google baya bir kendi sosyal agi Google+’i gostermeye calisti. Yapilan yenilikler cok guzel (etkinlikler icin fotograflari duzenleme ozelligi gibi) ama ne kadar basarili olur bilemiyorum. Ben de sahsen twitter ve facebook cok kullaniyorum ve 3. bir sosyal aga yatirim yapmak (zihnen ve zamanen) cok mantikli gelmiyor. Olur da Google+’a gecmek istersem Facebook’tan cikarim gibi geliyor :)

Konferansta Motorola ile ilgili hicbir haber duymayinca sasirdim. Google bir sure once Motorola’yi satin alarak donanim alanina ciddi bir yatirim yapmisti. Bu hareketi tabii Samsung, HTC, Asus gibi birlikte calistigi diger sirketleri de endiselendirmis olmali cunku rakip olarak karsilarina cikiyorsun. Ancak pek oyle olmadi gibi gorunuyor cunku konferansta dagitilan Nexus S, Samsung ile, Nexus 7 ise Asus ile ortak calistiklari urunler. Hatta Asus’un baskani da keynote konusmasini en on siradan izliyordu. Bakalim zaman ne gosterecek. Yarin 2. gunun keynote konusmasinda neler duyurulacak merak ediyorum dogrusu :)

Roman Sanati Uzerine

kitap

Uc boyutlu kurmacalar olduklari, yani hayattan hem en yuzeydeki gorunumuyle, yani duyumlarimizin bize verdigi kisisel deneyime ve bilgiye dayanarak soz acabilmeleri hem de en gerideki seye, yani merkeze, hayatin ozune, Tolstoy'un "hayatin anlami" dedigi seye -ne dersek diyelim-, o ulasilmasi guc yere ait bir bilgi, bir sezgi, bir ipucu verebildikleri icin romanlar biz modern cagin insanlarina, hatta butun insanliga bu kadar gucle seslenebilirler. Hayatin anlami, ozune iliskin en derin, en kiymetli bilgiye, felsefenin zorluklarina, dinin toplumsal baskilarina katlanmadan, kendi deneyimimizden yola cikarak kendi aklimizla varabilecegimizin hayali, cok esitlikci, cok demokrat bir umuttur.

Orhan Pamuk'un Harvard Universitesi'nde verdigi Norton Dersleri'nden derledigi Saf ve Dusunceli Romanci adli kitabindan.

Bu arada, ne kadar uzun zaman olmus bloguma yeni bir seyler yazmayali :) Herkese selamlar.

Bir Senenin Ardindan

It's over

Hayatimda onemli degisiklikler var. Askerligi (sonunda!) bitirdim ve Istanbul'a tasiniyorum. Belki de en basindan baslamaliyim.

Yuksek lisansi bitirip yalanciktan doktora yapmaya da gonlum el vermeyince 1 sene once "sira sende artik" dediler. "Askerlik hic sana gore degil" diyen arkadaslari dinlemedim, dinlesem de bir sey farketmeyecekti hani. Emir vermek pek bana gore bir sey degil. Aile ile alakali sanirim. Annem, babam bile benden bir sey istemezler pek, kendileri yaparlar her seyi. Gecen ay dogrudan farkettim bunu. Babaannemi kaybettim gecen ay. Hayatimda ilk kez tabut tasidim omuzlarimda, ilk kez toprak attim uzerine birisinin. Her sey bitmis, koy evinin avlusunda Kuran okunurken dedem bana "usuyor musun, Tayfun" dedi. Gidip iceriden ceketini getirdim dedemin. Temmuz ayiydi, dedem usuyordu, ama her zamanki gibi mutevaziydi. Oyle bir aile bizimkisi.

Amerikali bir arkadasa askerligi anlatiyorum; kendisi soruyor yoksa cok hevesli degilim, ozellikle yasarken anlatmaya. "Hapishaneyi anlatiyorsun sanki" diyor. "Cok ortak noktalari var" diyorum. Oyle yani. Hicbir suc islemeden bir suru ozgurlugun elinden aliniyor, bir gun icinde. Ilk gunden ogretiliyor en onemli kural: "ust her zaman haklidir". Kitaptan, elestirenden, sorgulayandan cok korkuyorlar. Tum kitaplarini onaylatmak zorundasin. Ilk seferde 3 kitap 1 dergi verdim onaylamalari icin. 1 ay sonra onayladilar, NTV Tarih de eksik. Hak hukuk diye bir sey yok tabi. Bir daha onaya hic kitap vermedim, kitap okumaktan ceza alacaksam gurur duyarim diye avundum.

Askerlik bir sey kattiysa bana eger, sanirim kendi cemberim disindaki insanlari tanimaktan yana oldu bu. ODTU etrafinda yasiyordum cogunlukla ve vasatin tahakkumunu yeni farkediyordum. Bir de teknik kitaplardan vazgecip edebiyata sardim, Newsweek Turkiye'nin kapanisina tanik oldum (harika bir dergiydi bu arada) ve Radikal gazetesinin muptelasi oldum. Bu okumalarimdan da cok hikaye cikar ya. 2 hafta once benim Radikal okudugumu goren uzmanlardan biri "komunist" olup olmadigimi sordu :) Kibris agziyla "Elhamdulillah komunistik be abi, bilmezdin?" dedim. Ironiyi farketti mi, emin degilim.

Askerlik koca bir tiyatro bana gore. Bunu ne kadar erken anlarsan o kadar kolay oluyor senin de oyuna katilman. Bir komutan gelecek oldugunda hatirlaniyor her sey. Tuvaletlere sabun konuyor, kahvalti duzgun cikiyor, her gun doldurulmasi gereken defterler birkac ay geriden itibaren dolduruluyor. Saka gibi yani. Denetlemeye gelen de farkinda oyunun ama alan memnun, satan memnun ayriliyor.

Askere gelmeden once askere biraz saygim vardi. Bitirirken ne saygi kaldi ne de zaten iyice azalmis olan milliyetcilik duygularimdan eser. Oyle bir kof milliyetcilikle bombalaniyorsunuz ki tiksinti geliyor. Her tarafta iki yuzluluk.

Bir de net olarak goruyorsunuz askerin sivil hayata etkilerini; ozellikle egitime ve burokrasiye verdigi zararlari. Okulda siraya girmeler (askerdeki adi ictima bunun), and icmeler, ogretmen gelince ayaga kalkmalar, rahat-hazir ollar. Zaten dikkat ettiyseniz beden egitimi dersi spor amacli degil, sanki askere hazirlama amaclidir. Burokrasideki hiyerarsik yapi. Her taraftan imza-onay alma zorunlulugu. Ast-ust iliskisi. Devlet daireleri de askeri yapilanma gibi. O kadar askeri darbe olunca bir etkisi oluyor tabi.

Insan dusunuyor bazen, Ataturk asker kokenli olmasaydi acaba bir seyler farkli olur muydu diye. Gecenlerde New York Times'da General Kemal Ataturk diye gecti bir haberde; ilginc bir fikir cimnastigi. Tabi tesaduf degil Ataturk'un asker kokenli olmasi. O zamanlar en modern egitim bu okullardaydi. Ilk modernlesme cabalari askerde yapildi, Bati'dan uzmanlar getirtildi, Yeni Duzen kuruldu. Ordu modernlesirse tum sorunlar cozulur sanildi, halk hep geri birakildi. Her sey tarihsel gelisime uygundu ama. Daha farkli isleyemezdi hicbir sey.

Velhasil... Yerde surunurken karincalari izledigim, 3 km tam tesisatli kosularda "run Forrest run, run!" diye deli gibi bagirdigim, iki askeri mahkemeye ciktigim, baya bir para cezasi odedigim, havan tatbikatindan 2 gun izin mukafati aldigim, cesitli nedenlerden bir suru savunma yazip 3 gun iznimin kesildigi 1 sene geride kaldi.

Eylul ayindan itibaren Markafoni'de Web Gelistiricisi olarak ise basliyorum. Istanbul'da gorusmek uzere.

Biraz Gez Dünyanın Hiç Kimseye Ait Olmadığını Anlarsın

edebiyat

Ya Nakkaş!
Biraz gez, dünyanın hiç kimsenin olmadığını anlarsın. Nereye kök salsan bir başkalık, bir yabancılık taşıdığını. Nereye adım atsan sona kaldığını. O zaman anlarsın Adem'den bu yana bu yer'li olmadığını. O ilk adımın hatırası yerli yerinde bu kadar taze dururken neyi neresinden kurcalasan arkasından bir iğretilik, bir sonradanlık çıkacağını. Mülkün Gerçek Sahibi bu kadar zahirken, toprak üzerinde kimsenin kimseye öncelik hakkı bulunmadığını, sadece bazılarının biraz erken geldiğini, bazılarınınsa biraz geç kaldığını.

Nazan Bekiroğlu, “Yol Hali” adlı kitabından.