Tokens — Page 5

Huzun

Huzun dedigim duygunun dunyaya, maddi cikar ve zevklere fazla baglanmanin bir sonucu oldugunu ima eden birinci gorus, "eger bu gecici dunyaya fazla kafayi takmasaydin, yani gercek, iyi bir Musluman olsaydin zaten bu dunyadan kaynaklanan kayiplarla fazla ilgilenmezdin" diyor bize. Tasavvuf kaynakli ikinci gorus ise kelimenin anlami ve bu kayip ve aci duygusunun hayattaki yeri konusunda daha olumlayici ve anlayisli. Tasavvufi goruse gore huzun Allah'a yeterince yakin olamamaktan, bu dunyada Allah icin yeterince bir sey yapamamaktan ileri gelen bir eksiklik duygusundan kaynaklaniyor. Gercek bir tasavvuf yolcusu mal, mulk, hatta olum gibi dunyevi dertlere kafayi takamayacagina gore, ona aci veren yokluk, kayip ve yetersizlik duygusunun Allah'a yakinlasamamak, ruhsal hayatinda derinlesememek gibi bir yani olmali. Hatta bu nedenlerden, huznun varligi degil, yoklugu bir eksikliktir. Huzunlenmemeyi bir huzun nedeni sayarak, yeterince uzulemedigi icin uzulerek kendi mantiginin sonuna kadar giden bu anlayis, Islam kulturunde huzne kalici bir itibar verdi.

Istanbul: Hatiralar ve Sehir. Orhan Pamuk, 2003.

Bilimsel Gelisme

fikir

Bir arkadasimin skeptoid podcastinden bir linki paylasmasiyla benim ilgim tekrar bilimsel gelisim konularina dondu. Baglantidaki makalede Islam dunyasindaki geri kalmisligin nedeni klasik teoriden farkli olarak savaslar gosteriliyor. Klasik anlayistan uzaklasinca ben de bildiklerimi tekrar hatirlama geregi duydum.

Insani gelismislik kokenleri yuzyillara dayanan bir surec. Cogu zaman iki dunya savasi ile tamamen yikilip tekrar insa edilen Almanya (buna Wirtschaftswunder deniyor) veya iki tane atom bombasi ile yerle bir edilen, fiilen isgal edilen Japonya ornekleri verilir ama bu gelisimin arka planindaki nedenler bilinmez, pek arastirilmaz. Arastirmayi, bir konuyu derinlemesine ogrenmeyi seven bir toplum degiliz zaten; ama bu sekilde basit bir karsilastirma bizi atmamiz gereken adimlar konusunda yanlis yonlendirebilir. Veya bende yarattigi gibi cogunlukla karamsarliga yol acabilir. Geri kalmisligimizin kokenlerini daha iyi anladikca ofke de yerini sakinlige birakiyor, en azindan 2008'de bana boyle olmustu ve sirf bu nedenden bile biraz arastirma yapmak gerekli bence. Bu yazida en genelden ulkenin ozel durumuna dogru inecegim, cevaplar bulmaya calisacagim.

Once genelden baslayalim. Insan topluluklarinin gelisimi bircok faktore dayaniyor. Bunlar arasinda cografi konum da var, tesadufen gerceklesen olaylar, bazen savaslar, ticaret gibi mesguliyetler veya ihtiyaclar da. Jared Diamond'un Turkce'ye de cevrilen kitabi Tufek, Mikrop ve Celik bu konuda genel bir fikir edinmek icin oldukca faydali.

Biraz daha ozele ve Islam dunyasina inelim. Batililarin bildigi ismiyle Al-Ghazali cok buyuk bir filozof, bunda herkes hemfikir. Ama "ictihad"a kapiyi kapatmasi sebebiyle islam dunyasindaki bilimsel gelismenin durmasina sebep oldugu da soylenir. Ictihad ile ilgili viki makalesi bu dini terimin ne oldugu konusunda biraz daha bilgi verebilir. Temel olarak akli kullanarak, yorumlayarak kararlar vermek demek. Bunun tersi olan "taklit" ise adindan da anlasildigi uzere bir kez bir konuda karar verdikten sonra onun sabit kalmasi, hep ayni sekilde yapilmasi anlamina geliyor. Bunlar benim nacizane anlayislarim tabi, kacirdigim birsey varsa yorumlariniza acigim.

Bu konuda gercekten cok ilginc makaleler, kitaplar var. Skeptoid'te farkli bir acidan bakilmis, ama genel kabul goren dusunce yukaridaki gibi. Gazali'nin Ibn Rusd ile atismasi ve kitaplarla (The Incoherence of the Philosophers ve The Incoherence of the Incoherence) birbirlerinin dusuncelerini curutmeye calismalari benim cok ilgimi cekmisti. Bircok durumda gercek hayat hayal edilenin de ustunde ve ilgi cekici oluyor.

Su an Turkiye'nin icinde bulundugu durumun koklerine de inen bu konu hakkinda benim en sevdigim kitap birkac sene once Danimarka'da kesfedip okudugum Ziauddin Sardar isimli Pakistan asilli Ingiliz bilgenin kitabi. Geri kalmisligimizin nedenlerini merak ediyorsaniz mutlaka okuyun derim. Yine birkac sene evvel, Time ve Nature gibi dergiler Islam ve Bilim konulu makaleler yayinladilar. Bunlar da faydali olacaktir. Ozellikle Nature'daki makaleleri okuyunca Islam dunyasinin bir zamanlar dunyanin bilim-teknoloji merkezi oldugunu farkedip sasirabilirsiniz.

Turkiye ozeline inersek, benim gordugum kadariyla bircok neden bir araya gelip su anki rezil durumumuzu acikliyor. Bu konuda yuzlerce sayfalik kitaplar varken benim birkac paragrafla gecistirmem abes kacacaktir. Tum nedenleri yasayip gordugumuz ve az cok bilmemiz nedeniyle bazi kitap isimleri verecegim. Ismail Cem, Turk siyasetinde taze bir soluk getirmisti bir donem. Onun 1970'lerde yazdigi ve son senelerde tekrar basilan Turkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi kitabi halen guncel. Buna benzer ikinci bir kitap ise benim de daha okumadigim Erdal Inonu kitabi: Uc yuz yillik gecikme. Uludag'da bir Tubitak kampinda bu kitabi temel alan guzel bir sunumu da dinleme firsati bulmustum.

Gelismislik konusunun derinlerine indikce daha rahatlayacagimizi dusunuyorum. Ve emin olun, tarihsel gelisime uygun her sey; tarih yalan soylemiyor.

25 Can

Her aklima geldiginde cinler tepeme cikiyor. Dusunmeyeyim diyorum, televizyonum yok zaten, haberleri de okumayayim diyorum ama insan bir yere kadar kacabiliyor. Belki de bizim problemimiz bu, herkes deli suyundan icmisken uc bes akilli ne ise yarar ki?

Gece vakti acemi erleri niye muhimmat deposuna gonderirsin? Orduda bir denetim mekanizmasi yok. Kimi kime sikayet edeceksin?

Sonrasi da ayni (traji)komiklikte devam ediyor; sanirsin bir komedi filmindeyiz. Leyla ile Mecnun'da olabilir mesela bu kadar absurdluk. Orman Bakani "Pakistan'da da boyle seyler oluyor" demis. Geldigimiz noktaya bak. Doksan sene sonra geldigimiz nokta, uzun zaman bir ingiliz sirketi tarafindan yonetilen, 1947'de bagimsizligini kazanan bir ulke ile karsilastirilmak. Yilmaz Ozdil demis ya, o zaman gidin Pakistan'da bakanlik yapin diye.

Genelkurmay Baskani da gidiyor tabi sehre. Bir aciklama yapmayacakmis, her sey ortadaymis. Ben birsey goremiyorum ortada olan. Sorumlular kim ve neler yapiyorsunuz? Bilen var mi?

Neyse ki Afyon valiligi kamuoyunu aydinlatmis. Valiyi Genelkurmay Baskani'na hali hediye ederken goruyoruz. Afyon sucugu ve kaymagi da vermis midir acaba? Fotograftan anlasilmiyor. Bu konuda da aciklama bekliyoruz valilikten. Kamuoyu merak ediyor. Yalakaligin sinirlari ne olabilir acaba?

Bir de Rum ile karsilastirmalar var, Pakistan'dan baska. Hani 60'lara kadar ingiliz somurgesi olan, kucuk bir sehrimiz kadar nufusu olan Guney Kibris'tan bahsediyorum. Ilginctir, Kibris'ta Temmuz 2011'deki patlama sirasinda ben 1 senelik askerligime devam ediyordum. Hem de patlamaya cok yakin bir yerlerde, ordunun Erenkoy diye ismini degistirdigi, orada yasamis olanlarin Goccina dedikleri bir yerde. Patlamayi ilk haber alanlardandik, cunku... Bekleyin, geliyor... Bizim usde elektrik kesilmisti. Cunku elektrigi Rumlardan aliyorduk. Trajikomiklikler bitmiyor demistim degil mi?

O yukardan baktiginiz Rumda aninda istifalar olmustu. Sonra da tum bakanlar kurulunu degistirdiler zaten. 12 kisinin oldugu bir patlamada. Rumla karsilastirmak cok sacma tabi. Onlar fersah fersah ondeler "insan" degeri konusunda. Bizim ulkeyi ancak Pakistan'la, Kongo ile filan karsilastirmali.

1 Sene once askerligimi bitirdigimde yazmistim bir yazi. Oradan bakiyorum:

Askerlik koca bir tiyatro bana gore. Bunu ne kadar erken anlarsan o kadar kolay oluyor senin de oyuna katilman. Bir komutan gelecek oldugunda hatirlaniyor her sey. Tuvaletlere sabun konuyor, kahvalti duzgun cikiyor, her gun doldurulmasi gereken defterler birkac ay geriden itibaren dolduruluyor. Saka gibi yani. Denetlemeye gelen de farkinda oyunun ama alan memnun, satan memnun ayriliyor.

Patlamaya sasirmadim, kimsenin istifa etmemesine, dalga gecer gibi aciklamalara da. Bu "sasirmama" hali en acisi...

La Science des Rêves

Excellent post on the importance of sleep. Did you know that we used to sleep in two cycles and for much more time then we now do until very recently?

Also from that article:

Now we have so much artificial light that after a 1994 earthquake knocked out power, some concerned residents of Los Angeles called the police to report a "giant, silvery cloud" in the sky above them. It was the Milky Way. They had never seen it before.

I wonder what else we lose living in a "modern" society.

Hangi Universiteye Gittiginizin Hicbir Onemi Yok

2006'da ODTU Bilgisayar Muhendisliginden lisans diplomami, 2009 yilinda ise yuksek lisansimi aldim. Her universite tercih doneminde yakinlarimda sikca duydugum soru, "hangi universiteye/bolume gideyim?" oluyor. Bence bunun hicbir onemi yok.

Universiteler yuzyillardir ayni yapida devam ediyordu. Bir egitim kurumu olarak insanlari disarida edinmeleri guc olan konularda bilgilendiriyorlardi. Son birkac yila kadar da bu yapi hic degismedi, egitim sektoru cesitli nedenlerle bilgi teknolojileri devriminden diger alanlara gore cok daha az etkilendi. Artik bu degisiyor.

Birkac yil once ilk adim olarak dunyanin en iyi universiteleri egitim materyallerini disariya, isteyen herkesin erisimine actilar (mit, odtu). Bu pandoranin kutusunu acmak demekti.

Bu cagda sadece materyal acmak yetmedi, cok daha etkilesimli, sosyallesme dahil bircok katma deger sunan web servisleri acildi. Artik udemy'den yildiz gelistiricilerden (Zed Shaw) python dersi alabilir, coursera ile quantum hesaplama dersinde sizin gibi dunyanin her tarafindan ogrencilerle tartisabilirsiniz. Ustelik bunlarin bircogu ucretsiz (coursera'dakilerin hepsi, udemy'dekilerin bir kismi); veya cok cuzi bir ucrete (universitelere harc vs. ile ne kadar ucret odedigimizi dusununce gercekten cok ucuz).

islerin nereye gittigini tahmin edebilirsiniz. Ustelik sadece muhendislik gibi cevrimici teknolojik egitime yatkin alanlarda da degil; coursera'da Johns Hopkins Universitesi'nin verdigi tip alanindan dersler bile var. Ister Turkiye'de olun, ister Pakistan'da, dunyanin en iyi egitimine erisiminiz var. istediginiz alanda en iyi olmamak icin hicbir bahaneniz kalmadi.

Dunyanin geri kalaninda bunlar tartisiliyor, ufkunuzu sadece Turkiye ile sinirlamayin.