Tokens — Page 4

Mesele sadece yolsuzluk değil

AKP’ci arkadaşların genel olarak kullandığı argümanlardan biri bu: Mesele sadece yolsuzluk mu sanıyorsun? İşin içinde tabii ki ABD var, Rusya var, Suriye’si de var İran’ı da. Savaş teypinde de dinlediğimiz üzere Türkiye Suriye toprakları üzerinde nasıl stratejiler geliştiriyorsa diğer ülkeler de bizim ülkemizin egemenliği ve gücü üzerinde stratejiler ve yöntemler geliştiriyorlar.

Ama mesele sadece yolsuzluk değil gerçekten.

Mesele ikiyüzlülük meselesi. İnternetten “Bakara makara” diye aratıp her cuma sabahı bir tane “sallama” meselesi. Din ile göz boyayıp arkasından dalga geçme meselesi.

Mesele bölücülük meselesi. Katledilen insanların cenazelerini “benim ölüm”, “senin ölün” diye bölme meselesi.

Mesele zulüm meselesi. Gencecik 14 yaşında katledilen, tabutundan hafif bir çocuğu büyülediği on binlere yuhlatmak meselesi.

Mesele talan meselesi. Kentin göbeğinde kalan son yeşil alanı da betonlaştırmak için insan öldürme emri vermek, yüzlercesini hastanelik etmek meselesi.

Mesele yasaklar meselesi. İnternet yasakları ile, Alo Fatih ile, vergi cezaları ve doğrudan cezaevine koyarak gazetecilerin susturulması ve insanların özgür bir şekilde haber almalarının engellenmesi meselesi.

Mesele yeteneksizlik meselesi. Ülkenin istihbarat şefinin bakan ve askerle yaptığı toplantıların dinlenmesi, neredeyse yatak odalarından canlı yayın yapılabilmesi meselesi.

Ama mesele aynı zamanda yolsuzluk meselesi. Mesele evinde 6 tane kasayla yaşayan, kolunda 700.000 liralık rüşvet saati ile dolaşan bakanlar, ayakkabı kutularında on milyonlarca dolar olan “banka müdürleri” meselesi.

Mesele özgür ve birinci sınıf bir ülkede yaşamak ya da Kuzey Kore gibi bir ülke olma meselesi. Benim için bu kadar basit.

DNS, DPI ve VPN nedir?

teknoloji

AKP, pislikler ortaya saçılmasın diye twitter’ı yasaklamaya çalışıyor. Öyle görünüyor ki seçimlerden sonra da özgürlüklere baskı devam edecek. Ülkemizdeki herkes birer ağ uzmanı oldu neredeyse, ama gerçekte DNS, VPN ne anlama geliyor? Hükümetin son sansür yasası ile hazırlıklarını bitirdiği Deep Packet Inspection, yani DPI, neler getiriyor?

DNS Nedir?

Önce temelden başlayalım, ve basitleştirerek anlatayım. Google Chrome tarayıcısında adres çubuğuna www.google.com yazdığınızda bilgisayarınızın ilk yaptığı işlerden biri, DNS sunucusuna gidip bu web sayfasının bulunduğu bilgisayarın adresini almak olur. Bu adres, tahmin ettiğiniz üzere IP adresidir ve noktalarla ayrılan 4 tane rakamdan oluşur.

BTK’nın uzun zamandır yaptığı sansür DNS üzerinden çalışıyordu. Örnek olarak twitter.com adresine girmek istediğinizde varsayılan olarak TTNET DNS sunucularını kullanıyorsunuz. TTNET ise size twitter’ın gerçek IP adresi yerine mavi sansür sayfasının bulunduğu IP adresini bilgisayarınıza iletiyor. Bu yüzden siz twitter sayfası yerine sansür sayfasına ulaşmış oluyordunuz.

Bunu alt etmek çok zor değil. Zaten 2 seneden fazla devam eden youtube yasağı sırasında halkımız DNS uzmanı olmuştu. 8.8.8.8 veya 8.8.4.4 şeklindeki sansür yapmayan google DNS sunucuları kullanınca twitter’a erişebilir olduk.

Bu sabahtan itibaren Google DNS sunucuları da yasaklandı. Bizim bilgisayarımız twitter.com adresinin IP numaralarını isterken çeşitli paketler yolluyordu. BTK, bu sabahtan itibaren bu paketlerin geçmesini engellemeye başladı. Bundan dolayı tekrar twitter’a girememeye başladık.

OpenDNS, Yandex ve daha bir çok kurumun DNS’leri halen kullanılabilir. Ancak DNS adreslerini değiştirmesini bilmeyen pek çok insan var, bunun yanında mobil cihazlarda bazen DNS değiştirmek çok çok zor olabiliyor.

DPI Nedir?

Son çıkan yasa ile toptan site kapatmak yerine belirli adresleri hızlıca kapatmanın hukuku dayanağı yapıldı. Ancak adres bazlı yasaklar teknik açıdan çok zor ve mahremiyet yönünden çok sakıncalı. Adres bazlı filtreleme yapmak için kablodan geçen tüm paketlerin içeriğine bakmak ve eğer sansürlenmek istenen adres varsa o paketleri geçirmemek gerekiyor. Eğer herhangi bir şifreleme yöntemi kullanmıyorsanız kredi kart bilgilerinizden e-postalarınıza bir çok konuda devletin bizi gözetliyor olması anlamına geliyor bu. Aynı zamanda internetimizin de yavaşlaması demek bu ve ben son zamanlarda sıkça karşılaştığım bağlantı ve SSL hatalarının bundan olduğunu düşünüyorum.

VPN Nedir?

Bu noktada VPN sahneye çıkıyor. VPN özel bir ağ yazılımı sayesinde internete çıkışlarınızı belirli bir bilgisayardan gerçekleştirmeniz anlamına geliyor. Örnek olarak ABD’de bulunan bir VPN sunucusu kiraladığınızda internet bağlantınız o bilgisayar üzerinden gerçekleştiriliyor. Twitter’a ABD’den bağlanıyormuş gibi görünüyorsunuz ve dolayısıyla Türkiye’deki sansürden etkilenmiyorsunuz. Eğer kişisel bilgisayarınız ile VPN sunucusu arasında şifreleme yöntemi kullanıyorsanız, o zaman büyük biraderin gözlerinden kaçmış oluyorsunuz. Tabii yine kesin kurtuluş yok, eğer bir dava söz konusu olur ve VPN hizmeti aldığınız servise mahkeme kararı giderse bu şirket sizin bilgilerinizi devlete verebilir. Yine de yasaklardan kurtulmak için iyi bir seçenek.

İnternette bir çok VPN hizmeti sağlayan şirket var. Bunlara bir göz atmanızı öneriyorum. AKP’nin kasetleri çıkıp pislikler ortaya saçıldıkça özgürlüklerin üzerine daha fazla gideceklerdir diye düşünüyorum. “Hiçbir korkuya benzemez halkını satanların korkusu”, değil mi?

Melih Gokcek - Turk Siyasetinin Ozeti

Melih Gökçek fenomenine Türkiye'de yapılan siyasetin özeti olarak bakabiliriz. 20 yıldır başkentin belediye başkanlığını yapan bu zatın en büyük hizmeti postmodern sanat eseri konumuna yükselen ilginç mimarideki üst geçitleri ve araçların bir girip bir çıktıkları alt geçitlerdir.

Genç Cumhuriyetin ilk planlı şehri olması dolayısıyla trafik problemi olmayan bir şehirdi Ankara. Ancak Gökçek'in 20 yıldır bitiremediği metro istasyonları ve otoyolların ortasına koyduğu postmodern sanat eserleri (Bahçeli'deki Gökkuşağı AVM'si veya Armada'nın karşısındaki demir iskelet gibi) nedeniyle Ankara'da artık uzun trafik konvoyları oluyor. Kendisinin yarattığı trafik problemi için çözümü ise muhalifliği ile bilinen ODTÜ kampüsünün ortasından yol geçirmek!

Ankara'da yaşamamışsanız anlamanız gerçekten zor. Ama Melih Gökçek'i özetlemek için YouTube'da Hilmi Güler ile konuşmasını izlemenizi öneriyorum. Cevap hakkı olduğu için Melih Gökçek'in kendisinin cevabını da okuyabilirsiniz. Yolsuzluklar böyle işliyor işte.

Peki 20 yıldır Melih Gökçek nasıl seçiliyor? Bir muhalefet yok da ondan. CHP kendisini politbürosu ile izole etmiş durumda; önceki seçimlerde rakip olarak Murat Karayalçın'ın çıkartılmasının başka bir nedeni yok. MHP'nin Mansur Yavaş'ı düzgün bir insandı ama o da parti faktöründen dolayı seçilmedi. Gökçek, Gezi olayları sırasında Teyyip'e yalakalığı ve en son çıkardığı belgesel komedisi ile tekrar aday olmayı garantiledi gibi. Bu durumda diğer partilerin ne yapacakları çok önem taşıyor. Türkiye'de demokrasinin oturmamış olmasından, basının çok büyük oranda sansürlenmesinden dolayı meclisteki birkaç parti dışında aday çıkamıyor. İşin kötüsü parti içinde de demokrasi yok ve en yalaka insanlar genel olarak aday gösteriliyor. Öyle bir kısır döngü ki, çık çıkabilirsen içinden!

Peki Ankara'nın bir beş sene daha kaybetmeye tahammülü var mı?

Neden Olimpiyatlari Istemiyorum

rants

Milletçe gösterişe o kadar önem veriyoruz ki... Olimpiyatlara da bu gözle bakıyorum ben. Sorsan spor şöyle önemli, spor böyle önemli diye ahkam kesilir memleketimin insanı, ama yaptığı tek spor futbol takımlarının transfer dedikodularını yapmaktır. Yollarımız bisikletliler için çok tehlikeli, halka açık spor tesisleri çok yetersiz ama insanımız olimpiyatları almaya çok istekli. Bu nasıl köylülüktür ve gösteriş merakıdır anlamıyorum.

Madem spor bu kadar önemli, şehirleri daha yaşanabilir kılın. Bisiklet yolları yapın her tarafa ve insanları dikkatli olmaları için eğitin. Eğer illa gurur duyulacak, ülkeyi gururlandıracak bir şeyler yapmak istiyorsanız insanları spor yapmaya teşvik edecek uygulamalar yapın, şikeye veya dopinge değil.

Bir de işin kolayına kaçmayı o kadar çok seviyoruz ki... Her alanda bu böyle ama. Bir işe giriyorsun, şirket binlerce dolar vererek bir yazılım satın almış ama onu kullanacak insanları eğitmiyor. Kaynakları doğru harcamayı hiçbir zaman başaramıyoruz. Her sene 50 bin dolar verip oracle lisansı yenileyen ama ücretsiz sqlite'ın özelliklerinden daha fazlasını kullanmayan devlet dairelerinden tutun insana yatırım yapmayan özel şirketlere durum böyle.

İnsana yatırım yapmak her zaman gerekli ve çoğu zaman da zorunlu olan bir şey. Nasıl ki Avrupa'nın en büyük adalet sarayını yapınca otomatik olarak adaletli bir ülke olmuyorsak (Gezi olayları tam tersinin olduğunu gösterdi ama), daha büyük stadlar yapılınca da otomatik olarak daha iyi bir ülke olmayacağız. Hani hep söylenen "eğitim şart" sözü var ya, o işte.

Milyarlarca doları doğayı katledip binalara ve yollara gömmeye varana kadar bunun onda biri ile çok daha büyük fayda sağlanabilir. Hem de hemen. Ama bunun için akıl gerekiyor, uzun vadeli düşünmek gerekiyor ve tabii ki popülizmden kaçınmak.

Telekinezi uzmanı bir soytarının başdanışman olduğu bir ülkede bunu beklemek akılsızlık tabii ki. Yetişmiş bir insan gücü mü yok diye düşünüyorum ama öyle de değil. O kadar çok değerli bilim adamımız, entellektüelimiz var ki... Ama değer verilmiyor bunlara, jöleli ve damacanaya değer verildiği kadar.