Tokens — Page 9

San Francisco Notlari 1 - Sehir

geziphotography

ABD’ye ilk gidisim, ve en uzun suren ucak yolculugumdan notlari fotograflarla aktaracagim. Ilk soyleyecegim sey uzun ucak yolculuklarindan nefret etmem olacak. Yolculuk ABD olunca sacma sapan guvenlik kontrollerinden de gecmek durumunda kaliyorsunuz. Aktarmali ucacaksaniz Avrupa aktarmali ucmak cok mantikli cunku ABD icinde aktarma yaptiginizda ilk sehirde kendi bagajinizi alip diger ucaga tasimaniz gerekiyor. Yani valizleriniz son duraga kadar direk goturulmuyor. Ben de New York JFK’de az zaman kalmasindan dolayi baya kosusturdum.

San Francisco cok guzel bir sehir. Tabi Silikon Vadisinden dolayi teknoloji calisanlari icin de ayri bir oneme sahip. Gelir seviyesi yuksek, kulturel acidan cok cesitli ve duzenli bir sehir.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Cok guzel binalari var. Bircogu cok eski ve cok buyukler. Bu yukaridaki fotograf bana Paris’teki apartmanlari hatirlatti.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Farkli olanla tanismak benim seyahatlerden aldigim en buyuk zevk. Reklamlar bile bazen cok ilgi cekici olabiliyor, insani gulumsetiyor. Virgin America’nin yukaridaki billboard’u sanirim “Power to the People” sloganina gonderme yapiyor.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Binalardaki resimler ise ayri bir hava katmis sehre. Sanat ve yaraticilik her tarafta kendisini gosteriyor gercekten.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Creativity: The SF State of Mind.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Harika seyler magazasi.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
11 Eylul halen bir travma, etkileri suruyor (en cok havalimanlarindaki guvenlik anonslarindan -turuncu seviye- ve kontrollerinden anliyorsunuz bunu).

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Gokdelenlerle cevrili oldugunuzda bunu anlamaniz baya zorlasiyor. Biraz uzaklasip geldiginiz yere baktiginizda anliyorsunuz ne kadar cok yuksek binalarin oldugunu. Modern binalarin yaninda tarihi doku da korunmus. Viktorya evleri ve arka plandaki gokdelenler kartpostallari en cok susleyen fotograflardan:

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Sehre geldigimde ilk dikkatimi ceken noktalardan biri evsiz sayisi oldu. Her kosebasinda, her sokakta evsizlerle karsilasiyorsunuz. Bu da kapitalizmin karanlik yuzu olsa gerek.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
Need cash for alcohol research?
</div>
Sehirde bir baska dikkatimi ceken nokta uzun ve duzgun sokaklari oldu. Ornegin bir California Street var ki, kiyinin bir kosesinden basliyor ve diger kosesine kadar duz bir sekilde devam ediyor. Sehrin grid yapisi cok yerinde, insani zorlamiyor. 1800’lerin sonlarinda daha yeni kurulmusken nasil olmus da bu duzeni tutturabilmisler insan sasiyor dogrusu (tabi cevap ronesans, sanayi devrimi gibi anahtar kelimelerde).

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Cable car kelimesinin Turkce’si yok sanirim. Tramvay gibi ama farkli. Cunku elektrik kullanmiyor direk olarak, onun yerine alttan gecen bir kablo ile arac mekanik olarak cekiliyor. Tarihi ve turistik degerinden dolayi halen isletiliyor ve her daim turistlerle tika basa dolular. Bir diger tarihi arac da “street car” denen bir alet. Bunun da ikide bir kablosu cikiyor ve sofor inip tekrar takmak zorunda kaliyordu :)

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Yabanci sehirlerin en sevdigim ozelliklerinden biri sokak calgicilari. Sehrin yasadigini gosteriyorlar, sehre renk katiyorlar. Tabi bir de ilginc goruntuler olusturuyorlar.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Seyahat etmekten ve fotograf cekmekten cok zevk aliyorum ama fotograflari ayiklamak ve secmek de bir dert oluyor. Bugunu boyle kapatiyorum, ileriki gunlerde sehrin en sevdigim kismi Chinatown ve sehirdeki kultur/sanat etkinlikleri hakkinda yazilar yazacagim.

Google IO ve Mobil Gelecek

geziteknolojiphotography

Google her sene gelistiriciler icin bir konferans duzenliyor. Bu konferansin adi input/output’a yani girdi/cikti’ya gonderme yapmak icin Google IO konulmus. Yani Google gelistiriciler ile bir araya geliyor ve bu iki grup arasinda bir geri besleme oluyor. Tabi olay sadece Google ve gelistiriciler arasinda degil. Google dunyanin en etkili teknoloji sirketi ve “bu dunyada ben de varim” diyen tum sirketler bu konferansta boy gosteriyorlar. Buyukce bir alanda Amazon’dan tutun Facebook’a veya donanimcilardan HTC ve Samsung gibi firmalara kadar buyuklu kucuklu bircok firma en son urunlerini ve teknolojilerini tanitiyorlar. Bu sene ben de teknoloji dunyasinin bu en onemli bulusmasina katilma firsati buldum ve Mayis ayinin bir kismini San Francisco’da gecirdim.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Google IO‘ya bu sene mobil sistemler ve HTML5 teknolojileri damgasini vurdu bence. Cep telefonlari giderek akilli telefonlara donusuyorlar; nerede oldugunuzu ve aliskanliklarinizi ogrenip size en iyi onerileri sunuyorlar. Zaten yeni akilli telefonlarin hepsi birer algilayici deposu. GPS’den accelerometer’a, pusuladan kablosuz baglanti yongalarina kadar her sey var. Buna bir de Nexus One’daki gibi 1GHz’lik islemciyi ekleyince birkac sene onceki dizustu bilgisayarlardan daha guclu ama cebinizde tasiyabileceginiz bir alet ortaya cikiyor.

Mobil sistemler alani cok buyuk, ileride cok fazla para edecek bir alan; ve tam da bu yuzden cok buyuk bir rekabet yasaniyor. Donanim alaninda Apple pazara ilk giren firma oldugu icin iPhone ve iPod Touch gibi urunleri ile lider konumunda. Google, Android isletim sistemini gelistirip bedava vererek bu ekosistemde yerini almak istiyor. HTC gibi eskiden OEM urunler ureten bir firma artik kendi orijinal tasarimlarini yapip kendi markasiyla satabiliyor.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Burada Nokia ve Microsoft gibi eskinin dev firmalarindan bahsetmek gerekiyor. Bu iki firma da geleneksel yollardan zengin oldu (ilki ozelliksiz cep telefonlarindan, ikincisi masaustu isletim sistemlerinden) ve halen bunlardan ekmek yiyorlar. Pazarin degisimi ise bu iki firmanin da degismesini gerektiriyor. Nokia akilli telefon uretmeye ve Intel ile Maemo’nun yerini alacak bir isletim sistemi gelistirmeye basladi bile. Microsoft da benzer bir sekilde web’den calisan ofis paketi sunmaya basladi ve cloud computing konularinda Azure gibi servisler acti. Ama bu iki firmanin da daha gidecek cok yolu var. Zaten zor durumda olduklarini patent davalarina bel baglamalarindan da gorebiliyoruz. Nokia, iPhone yuzunden Apple’a dava acti. iPhone’daki erken baslama avantajini kaybetmek istemeyen Apple da HTC firmasina (ve aslinda Android gelistiricisi Google’a) dava acti. Diger taraftan Microsoft da HTC firmasindan yuklu bir patent parasi almaya basliyor. Dunya cok ilginc gercekten; Microsoft Android isletim sisteminden, yaraticisi Google’dan fazla para kazaniyor.

Diger bir rekabet de tarayici alaninda yasaniyor. Google IO’da Chrome muhendislerinin ozet olarak soyledikleri sey su:

<blockquote>Biz Google Chrome’u diger tarayici ureticilerini uyandirmak, onlari hizlandirmak icin gelistiriyoruz. “Web’de su da olmali, tarayicilar sunu da yapabilmeli” diyorsaniz bize bir hata raporu yazin, eger mantikli bir istekse bunu tarayiciya ekleyebiliriz.</blockquote>
Apple Flash’i kendi platformunda istemediginden dolayi Safari ve Webkit’e cok buyuk onem veriyor. Firefox ve Opera da keza surekli kendilerini gelistiriyorlar. Burada esamesi okunmayan tek buyuk uretici Microsoft. Google IO’da ozellikle farkettigim konu Microsoft’un ve Internet Explorer’in mobil dunyada artik dikkate alinmamasi oldu. Internet Explorer’in geriligini dusununce bunun cok iyi bir gelisme oldugu gorulebilir. Bu ayni zamanda Microsoft’un geleceginin Steve Ballmer ile pek de parlak olmadigini gosteriyor. Yani MS teknolojilerini ogrenmeyi dusunuyorsaniz bir daha dusunun derim.

Google, Chrome ile web’i cok iyi anladigini gosteriyor. Otomatik ve sik guncellemeler bunun en iyi gostergesi. Chrome, tarayicilar arasinda “build number” ile gelen tek tarayici. Benim Ubuntu bilgisayarimda surum numarasi 5.0.375.55 diyor :) Diger tum tarayicilarin surum numaralari son kullaniciya yonelik kisaltilmis bir surum numarasindan ibaret. Bu sayidan gordugumuz diger bir nokta ise surumun ana numarasinin 5 olmasi. Chrome cikali 2 sene olmadi ama 5 tane ana surum cikardilar bile. Chrome’un diger bir ozelligi Windows’da size sormadan otomatik olarak kendini guncellemesi, bu da cok buyuk bir gelisme. Buna karsilik Microsoft ise daha ne zaman cikacagi belli olmayan bir Internet Explorer 9’u insanlara gosterip duruyor. Aradaki fark bu. Birisi web’i anlayip sik guncellemelerle tarayicisini gelistirirken digeri her seyin bitmesini bekliyor.

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Google IO’da benim cok ilgimi cekmeyen bir diger gelisme (TV’den nefret ederim) ise Google TV oldu. Internet artik yatak odaniza kadar giriyor, internetteki icerigi (dizi/film/klip vs) buyuk ekranli televizyon setlerinizden izleyebileceksiniz. Turkiye’ye ne zaman gelir bir fikrim yok ama :)

<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"></div>
Tarayicilar artik isletim sistemimiz oluyorlar. Cogu insan bilgisayarlarini sirf tarayicilarini calistirip internete baglanmak icin kullaniyor. Masaustu uygulamalar yerine cok daha zengin ve isabetli icerik sunabilen web uygulamalari tercih ediliyor. Teknoloji dunyasi bir devrimin esiginde, bu yuzden bu heyecan.

Google IO, iPad, Israil Saldirisi ve Sansur

dusunceler

Mayis basinda Google IO icin San Francisco’ya gittim. Dondukten bir hafta sonra is arkadaslariyla Kapidag yarimadasini dolastik ve simdi tekrar evime geri dondum. Son birkac haftadir uzun blog yazilari yazamadigimi farkettim, bu yuzden guncel olaylarla ilgili dusuncelerimi burada ozetleyecegim.

Oncelikle, Google IO harika bir konferansti. Konusmacilarin hepsi isini iyi bilen ve genellikle cok iyi sunum yapabilen insanlardi. Fazla bilgilendirici olmasa da ilham verici konusmalardan biri Ignite IO denilen kisa sureli sunumlardan olusan bir oturumdu ve benim cok hosuma gitti. Bu oturumdaki sunumlardan birinde Piri Reis’ten de bahsedildi :) San Francisco’ya gidemedim diye uzulmenize gerek yok bu arada, Google ana konusmalari (keynote) canli olarak youtube’dan yayinladi ve diger tum konusmalar (sunum ve video’lar birlikte) da bu hafta youtube’a konulacak.

Ama tabi sizler nasil izleyeceksiniz sorunu var. Turkiye’deki aptal sansur kararlari yuzunden Google’a ait bircok bilgisayara erisim (teknik dille IP bloklarina erisim) mahkeme karariyla engellenmis. Teknolojinin t’sinden anlamayan hakimlerin egitilmesi, yasalarin modernlesmesi gerekiyor ama nerde… Insanlar sacma sapan nedenlerden bilgiye erisemesinler, ne de olsa sacma sapan videolara erisim engelli degil mi? Insanin cekip gidesi geliyor bu ulkeden, bu kadar aptallik gorunce.

San Francisco’dan dondukten bir hafta sonra is arkadaslariyla Kapidag yarimadasini gezdik (daglarina ciktik, denizine girdik) ve ben ABD’den getirdigim iPad’i baya kullanma sansi buldum. iPad Apple’in diger urunleri gibi tasarim ve arayuz acisindan cok guzel. Al derste ogrencilere tanit, uzerine odev ver. O kadar iyi yani. Bir de Apple’in pazarlama gucu eklenince alet 2 ayda 2 milyon satmis. Benim almam da cok kolay olmadi hani. Tum bunlara ragmen gorebildigim kadariyla iPad’in kullanim alani cok kisitli. Ekrani kucuk, klavyesi zor. Sadece gazete/kitap vs. okumak icin super bir alet ama baska bir is yapmaniz cok zor. Nitekim iPad’i degil, neredeyse ayni fiyata aldigim harika laptop’umu (Asus UL30A) tercih ederim.

Bir de Israil’in yardim gemilerine saldirmasi ve masum insanlari katletmesi haberi var ki icimi burkuyor. Bazi insanlar IHH’nin samimiyetini ve arka plandaki amaclarini sorguluyorlar. Ben de diyorum ki samimiyet cok oznel bir kavram. Bir insanin samimi olup olmadigini herkes farkli sekillerde yorumlayabilir. Oysa nesnel olan o kadar cok bilgi var ki. Ornegin Gazze’de yasanan insanlik drami, ornegin Israil’in onlarca BM kararini hice saymasi, ornegin masum insanlarin gecenin karanliginda Israil timleri tarafindan katledilmesi (Israil ordusunun IDF yani “Israeli Defense Forces/Israil Savunma Kuvvetleri” olmasinin arkasindaki ironiyi goren var mi?). Tum bunlar benim yardim gemilerini desteklemem icin yeterli sebepler.

Orta Dogu sorunu ABD istemedikce cozulemez. Ve ABD’nin Israil’den destegini cekmesi de cok zor. Yahudi lobisinin ABD politikalari uzerindeki etkisi uzerine cok harika bir kitap var, The Israel Lobby and U.S. Foreign Policy adli kitabi bu konulara ilgi duyanlara oneriyorum. Ote yandan yardim gemileri ve Israil’in alcak saldirisi gercekten bir seyi basardi; o da Amerika’lilarin Israil’e verdikleri destegi sorgulamalari oldu. New York Times da cikan yazilari dikkatle takip ediyorum ([1], [2], [3], [4], [5]).

Umarim sansur sorunu cozulur (ulkenin akilli adamlara ihtiyaci var) ve Orta Dogu daha iyiye dogru yol alir.

vietnam

literature

A lof of the vets tried to justify, rationalize for all the death and dying. But, there really is no explanation to it. Figuring it out is a waste of time. It's just another war that's started by old men and fought by young boys.


A Vietnam war veteran on the irrationality of war (from NYT, 15 May 2010 edition).

Which Side Are You On?

literature


The history of any country, presented as the history of a family, conceals fierce conflicts of interest (sometimes exploding, most often repressed) between conquerors and conquered, masters and slaves, capitalist and workers, dominators and dominated in race and sex. And in such a world of conflict, a world of victims and executioners, it is the job of thinking people, as Albert Camus suggested, not to be on the side of executioners.


From the late Howard Zinn’s A People’s History of the United States.

I think being on the side of the suffering is many times underestimated. People think it doesn’t matter what they do, simply because of the sheer hugeness of the dark side. I believe the opposite. What you think, what you say and do matters much more than you anticipate; and when organized, no force is big enough to stop your rightful initiative.