Tokens — Page 72

Ubuntu'da X Forwarding

Uzaktaki bir sunucudaki programı kendi makinenizdeymişcesine çalıştırmak istiyorsanız ne yaparsınız?

Bunun için iki yöntem var:

1. Yol: Eğer uzaktaki makinenizde X11 forwarding açıksa, yani ayar dosyanızda (bu büyük bir olasılıkla /etc/ssh/sshd_config dosyası) “X11Forwarding yes” yazılı ise,
# ssh -X kullaniciAdi@makineAdi
komutu ile bağlanmak yeterli.

Eğer bu ayar dosyasını değiştirme hakkınız varsa, uzaktaki makinedeki ayar dosyasına “X11Forwarding yes” satırını ekleyin ve ssh sunucusunu tekrar başlatın.
# /etc/init.d/ssh restart
Eğer ayar dosyasını değiştirme hakkınız yoksa 2. yola bakın:

2. Yol: Eğer karşı makinede X11 forwarding açık değilse, kendi yerel makinenizdeki X11 sunucusuna bağlantı yapabiliyor olmanız gerekiyor. Bunun için Ubuntu’da izlenmesi gereken adımlar:

a) System -> Administration -> Login Window tıklanır, açılan pencerede Security sekmesine gidilir, “Deny TCP connections to XServer” yazısının yanındaki “tick” kaldırılır. Bunu yaptıktan sonra X sunucunuzun 6000. porttan dinlemeye başlaması gerekiyor. Benim makinemde bunu yapması için X sunucusunu öldürüp tekrar kaldırmam gerekti. Yani Ctrl-Alt-Backspace ile çıkıp tekrar girdim.

b) Bir terminal açılır,
# xhost +uzaktakiMakineninIPsi
çalıştırılır. Burada uzaktaki makinenin IPsinden X bağlantılarını kabul edeceğimizi söylemiş oluyoruz.

c) Uzaktaki makineye ssh ile bağlanılır:
ssh kullanıcıAdım@makineAdım
ve display ortamı bizim bilgisayara ayarlanır:
# set DISPLAY=yerelMakineminIPsi:0.0
veya başka bir kabuk kullanıyorsanız
# export DISPLAY=yerelMakineminIPsi:0.0

——

Artık programlarınızı çalıştırabiliyor olmanız lazım:
# xclock &
dediğinizde yerel bilgisayarınızda analog bir saat çıkmalı.


Güvenlik notları: 2. yöntemin çalışabilmesi için yerel makinenizdeki 6000. porta bağlantıların güvenlik duvarı tarafından kesilmemesi gerekiyor. Bunun yanında uzaktaki makine ile yerel makine arasında gidip gelen veriler ağda gidip gelirken dinlenebilir (yani şifreleme yok). Ayrıca her iki yöntemde de uzaktaki makinede root yetkileri olan birisi sizin X sunucunuzda işlemler yapabilir (bu konuda Gökdeniz’in yalancısıyım :)).

iyi çalışmalar :)

düzenleme: Gökdeniz’e yanlış bilgilerimi düzelttiği için teşekkürler. Yorumunu kaybettim sanırım. Blogger’a daha yeniyim, yazıyı düzenle dedim ve yorumun gitti :(

Nereye gitmek istediğini bilmiyorsan, seçtiğin yolun ne önemi var?


Alice, Cheshire kedisine sordu:

'Buradan hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misin?'

'Bu, nereye gitmek istediğine bağlı', dedi kedi.

'Neresi olduğunun önemi yok,' dedi Alice.

'O zaman hangi yol olduğunun önemi yok' dedi kedi.

'Sonunda herhangi bir yere varsın da,' diye Alice ekledi.

'Elbette varacaksın,' dedi kedi, 'yeterince uzun yürüdüğün sürece.'

----------------

`Cheshire Puss,' she began, rather timidly, as she did not at
all know whether it would like the name: however, it only
grinned a little wider. `Come, it's pleased so far,' thought
Alice, and she went on. `Would you tell me, please, which way I
ought to go from here?'

`That depends a good deal on where you want to get to,' said
the Cat.

`I don't much care where--' said Alice.

`Then it doesn't matter which way you go,' said the Cat.

`--so long as I get SOMEWHERE,' Alice added as an explanation.

`Oh, you're sure to do that,' said the Cat, `if you only walk
long enough.'



Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll.
Alice’s adventures in Wonderland by Lewis Carroll.

Beleş NYT Üyeliği

Geçtiğimiz birkaç sene içinde bir çok kere başıma geldi. New York Times’da çıkan bir makaleye bir şekilde ulaşıyorum, üyelik istiyor, üyeyim de ama ücretli bir makale oluyor ve sadece birkaç paragrafı okumama izin veriyor. Geçenlerde yine böyle olunca artık canıma tak etti, ne kadar istiyorlar diye araştırmaya başladım. Yıllık 50 Dolara ayda 100 makale okuyabiliyormuşuz. Üyelik ile ilgili bilgileri okurken üniversite öğrencilerine bedava üyelik verdiklerini okudum. Heyecanla hemen üyelik formunu doldurdum, aslında formun sonunda sadece ABD’de geçerli bir kampanya olduğu uyarısını bekliyordum. Neyse ki öyle olmadı, tüm öğrencilere açık bir olay olduğunu anladım, neden daha önce bunu farketmediğime yandım.

Üyelik için hemen üyelik sayfasına gidiyoruz ve içinde “edu” geçen üniversite posta adresimizi giriyoruz. Posta adresimize gelen onay postasını onayladıktan sonra bedava üyeliğimizin tadını çıkarıp gazetemizi okuyabiliriz.

Eğer Türk medyasından biraz olsun sıkıldıysanız bir deneyin derim.

Tüketim Kültürü

Tüketim kültüründen nefret ediyorum, yapmacık şeyleri sevmem ve bu kültür bunu pompalıyor bence. İhtiyacımız olmayan şeyleri -sırf başkaları da alıyor diye- alıp dünyamızı daha da mahvediyoruz. Oluşan toplumsal beklentiler de bizleri sürüklüyor bazen, değer yargılarımız yıpranıyor ve yerine küresel tüketim kültürünün değerleri geçiyor.

Bu aslında madalyonun bir yüzü, diğer tarafta ise üretim tarafı var. Burada “üretim”i insanlarin teker teker amatör ruhla birşeyler ortaya koyması, özgün olması olarak degil; şirket olarak, profesyonelleşmiş firmalar olarak üretim anlamında kullanıyorum. Tüketim kültürü bu tür kar amaçlı üretimi arttırıyor, kar oranlarını yükseltiyor, firmaların büyümelerini sağlıyor. Dolayısıyla bu kültürün yaygınlaşması tüm dünyadaki firmaların ortak olarak istediği birşey, zaten bu yüzden küresel tüketim kültürü deniliyor. Dünyanın her tarafında şirketler tüketimin -her tarafta- artmasını istiyorlar.

Profesyonel üretimin, yani kar amaçlı üretimin sonucu olarak ise gelişme var gibi geliyor bana. Tüketimin artması ile üretim artacak, eğer piyasa bir ölçüde serbestleşmiş ise rekabet artacak, ürünler iyileşecek/ucuzlayacak, işsizlik azalacak, teknolojiye ve ar-ge’ye ayrılan paranın artması ile teknolojik gelişme saglanacak vs. ve sonuç olarak da insanların yaşam standartları genel olarak daha da yükselecek. Geçtiğimiz yüzyıla bakarsak, insanların ortalama ömür beklentileri hep yükselmiş, teknolojik gelişme muazzam bir şekilde hızlanmış, ben bunları bu tartıştığımız şeye bağlıyorum. Tüm gelişmekte iken gelişmiş ülke olma kategorisine yükselen ülkelerde benzer bir süreç izlenmiş görebildiğim kadarıyla. Her ne kadar ihracat ile belirli bir büyüme saglansa da bir süre sonra aynı firmalar iç tüketimi pompalayarak ana ülkede de pazar oluşmasını sağlamak istiyorlar. İhracatın oluşturduğu orta sınıf da bu pazarın oluşmasına yardımcı oluyor. İspanya’da, Japonya’da, Kore’de yanılmıyorsam benzer şeyler yaşandı, bizim bulunduğumuz durumu çoktan geçtiler ve şu anda çok büyük bir iç tüketimleri var.

Daha kısa yazmak istiyordum ama uzun oldu. Özetle, tüketim kültürü tü kaka birşey ama bunu önlemenin bir yolu var mıdır ve olsa bile gerçekten önlemek ister miydim bilmiyorum. Bir anlamda ikilemdeyim. Ekonominin gelişmesini, insanların daha rahat yaşamasını vs. istiyorum ama değer yargılarının degişmesini, her şeyin yapmacıklaşmasını istemiyorum. Bu ikisi de birbirine oldukça bağımlı gibi duruyorlar.