Tokens — Page 71

Zemberek

Bir haftadır yazı yazamadım, malum dönem sonları final ve proje teslim dönemleri oluyor. Birkaç gün sonra tekrar eski yoğunluğuma döneceğimi tahmin ediyorum.

Bu yazımın konusu Zemberek. Zemberek Linux işletim sisteminde Türkçe yazım kontrolü yapan açık kaynak kodlu bir program. Linux Şenliği sırasında geliştiricilerinden biri ile tanışma fırsatım olmuştu. Şimdi günlük sayfalarını okurken gerçekten ilginç bilgiler edindim.

Programın çalışma mantığı, bu sayfada anlatıldığı gibi kelimeyi kök ve eklerine ayırıp bunların Türkçe olup olmadığına bakmak. Bunu bir ağaç yapısı kullanarak yapıyor. Geçen sene bitirme projesinde bir web sayfası “sınıflandırıcısı” yapmıştık. O zaman kelimeleri eklerinden ayırmak düşüncesi vardı ama uygulamaya geçememiştik. Yani program Türkçe’yi de İngilizce gibi kullanıyor, mesela “araba” ve “arabam” kelimelerini ayrı anlamlara sahip kelimeler gibi algılıyordu. Bunun direk bir sonucu olarak bizim SmartGuardian adını verdiğimiz programımız Türkçe web sayfalarını öğrenirken yavaş kalıyordu. Bu projemiz aklıma geldi, bir de geçen dönem aldığım Bilişsel Bilimler dersim. Umarım Zemberek gibi projelerin sayısı artar ve yeni sinerjiler yaratabiliriz.

Pardus’ta varsayılan olarak gelip yazım kontrolü yapan Zemberek openoffice programında da yazım kontrolü yapıyormuş. Program sayesinde Türkçe istatistiklerine de ulaşılabiliyor. Bu da başka bir ilginç bilgi.

Creative Zen Neeon 2 maceralarım :)

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;” src=”http://1.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/RllZ3nZPvZI/AAAAAAAAAFM/D-7xkgROSbA/s400/lowres_zn2.jpg” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5069181667584753042” />
Bugün bir mağazada kampanyada olan Creative firmasının Zen Neeon2 modelini aldım. Eski mp3 çalarım 128 MB’dı, bunun 2 GB belleği var (flash bellek kullanıyor, disk değil). Fiyatı 190 YTL olunca bana gayet makul geldi ve almaya karar verdim. İnternetten Creative web sayfasında yaptığım araştırmalarda FM radyosunun olduğu yazıyordu, mağazaya gittiğimde ise kutunun üzerinde “Non-FM version” çıkartması olduğunu gördüm. Biraz işkillendim ama yine de aldım. Menüde radyo seçeneği yoktu. Yine internette yaptığım araştırmalar sonucu öğrendim ki Creative firması TRT’ye bandrol ve diğer radyo ithal etmek için gereken parayı ödememek için aletin yazılımını değiştirmiş. Yani aletin aslında radyo donanımı olmasına rağmen yazılımı kırpılmış olduğu için bu donanımı kullanamıyorsunuz. Ben de hemen Creative web sayfasına gidip son firmware‘i indirdim. Windows kullanmadığım (Ubuntu-Linux kullanıyorum) için .exe dosyasını bir şekilde çalıştırmam gerekiyordu. Burda imdadıma wine geldi. Wine ile .exe dosyasını çalıştırdım ve firmware güncellenmesini yaptım. Artık aletin radyosunu kullanabiliyorum :) Çok mesudum, başka arkadaşlar varsa onlar da hemen benim yaptığımı yapsınlar, radyolarının tadını çıkarsınlar.

Bunun yanında aletin en kötü özelliği sadece USB’den şarj olması sanırım. mp3 yanında video da (ve resim de) gösterebilmesi çok iyi özellikleri. Yalnız ses kalitesi çok iyi değil, ama bana yetecek kalitede. Sizin de iPod’a gıcığınız varsa, ve uygun fiyata bulabilirseniz tercih edilebilinecek bir ürün.

Yüksek Başarımlı Hesaplama Zirvesi

22 Mayıs 2007 / İstanbul İTÜ Ayazağa Kampüsü

Proline, HP ve Intel tarafından Yüksek Başarımlı Hesaplama Zirvesi düzenlendi. Zirve bilimsel olmaktan çok pazarlama ağırlıklıydı. Uçak biletimizi de bu şirketlerin vermesinden anlamalıydım aslında. Pazarlama kısmına çok eleştiri getirebilirim tabii ama bu blog sayfamda politik davranacağım ve bu konuda kendimi tutacağım.

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;” src=”http://2.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/RliQhHZPvUI/AAAAAAAAAEk/yptCrq4aYHs/s400/100_3317.JPG” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5068960279200513346” />
İTÜ’de Proline satıcılığında (veya entegratörlüğünde, her neyse) gerçekleştirilen dünyanın 353. en güçlü bilgisayarı Bilişim Enstitüsü bünyesinde, özel olarak açılan Ulusal Yüksek Başarımlı Hesaplama Merkezi’nde. Proje 20 küsür milyon dolarlık bir bütçeye sahip, masrafları ise DPT üstlenmiş, yani aslında vatandaşın cebinden çıkıyor. Bu durumda neler yapılmış, nasıl yararlanılıyor diye sormak daha önemli hale geliyor. Projenin sonunda 1000 kadar çekirdeğe sahip bir küme bilgisayar elde edilmesi planlanıyor. Hali hazırda aktif olarak kullanılan 600 kadar çekirdek var sanırım. Intel işlemciler (yarısı çift, yarısı 4 çekirdekli), infiniband ile ağ bağlantısı, Red Hat işletim sistemi, LSF denilen ve platform firması tarafından geliştirilen ticari bir ara katman yazılımı var. Karşılaştırma yapmak açısından ODTÜ’deki 312 çekirdekli tr-grid makinesinin üzerinde yine intel işlemciler (tamamı çift çekirdekli), çift gigabit ethernet bağlantısı, Scientific Linux işletim sistemi, ve gLite, Globus, LCG gibi açık kaynak kodlu ara katmanlar var. Kurulan süper bilgisayarın kullanımı konusunda pek iyi bir izlenim edinmedim, umarım ileride daha fazla kullanılır ve araştırmacılara, ülkemize yararlı olur.

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;” src=”http://3.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/RliQ8XZPvVI/AAAAAAAAAEs/fKa_ZpHaG3w/s400/100_3340.JPG” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5068960747351948626” />
Peki bu bilgisayarı kullanmak istiyorsanız ne yapmanız gerekiyor? Öncelikle projenizin bu kadar yüksek hesaplama gücüne ihtiyaç duyup duymadığını ve nasıl paralelleştirebileceğinizi düşünün. Ulusal Yüksek Başarımlı Hesaplama Merkezi web sayfası http://uybhm.itu.edu.tr adresinde, bu sayfaya girerek üye oluyorsunuz ve projenizde süper bilgisayarı kullanabilmek için başvuru yapıyorsunuz. Eğer projeniz uygun görülürse size hesap açılıyor ve bu şekilde programınızı çalıştırabiliyorsunuz. Bilgisayar üzerinde aynı zamanda pek çok ticari yazılım için de lisans alınmış, web sayfasında yer alan bilgilere göre Gaussian, intel’in ticari derleyici araçları gibi yazılımların lisansı var.

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;” src=”http://1.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/RliRO3ZPvWI/AAAAAAAAAE0/4ZPFUmgRrr0/s400/100_3338.JPG” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5068961065179528546” />
Bu zirve ile ve İTÜ’deki süper ile ilgili anlatacaklarım bu kadar. Daha detaylı bilgi için yazıda verdiğim bağlantılara bakabilirsiniz.

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;” src=”http://2.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/RliSyHZPvYI/AAAAAAAAAFE/dER1v4247r0/s400/100_3350Cropped.JPG” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5068962770281545090” />İstanbul - Maslak tarafları

Acı tatlı hayat - A Bittersweet life

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;” src=”http://1.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/Rlcx7HZPvTI/AAAAAAAAAEc/Ambf4GNWxro/s400/%5B2005%5D+A+Bittersweet+Life.jpg” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5068574797295762738” />
Kore yapımı, Al Pacino’nun Scarface’ine benzettim ben çoğu sahnede. Hikaye Pulp Fiction’a, giysiler ve tavır biraz Reservoir Dogs’a, sonu ise Scarface’e benzemiş :) Tabii intikam konusu da Oldboy’dan ilham alınmış.

Filmin başında ve sonunda geçen iki hikaye (filmi izleyecekseniz okumayın):

————-

One fine spring day a disciple looked at some branches blowing in the wind. He asked his master

- “Master, are the branches moving or is it the wind?”

Not even glancing to where his pupil was pointing the master smiled and said…

- “That which moves is neither the branches nor the wind, it’s your heart and mind.”

————-

One late autumn night,
the disciple woke up crying. So the master asked the disciple…

- “Did you have a nightmare?”

- “No.”

- “Did you have a sad dream?”

No,” said the disciple. “I had a sweet dream.”

“Then why are you crying so sadly?” asked the master.

The disciple answered quietly, while wiping his tears…

- “Because the dream I had can’t come true.”

————-

Burdaki ilkbahar ve sonbahar göndermelerine dikkatinizi çekerim. Filmde daha bir anlam kazanıyor. Sonuç olarak izlenebilinecek bir film. IMDB Puanı: 7.6, Tayfun’un puanı: 7.5.

1 Milyon Dolara bir ülkenin kaderi

ABD’nin tüm dünyada neler yaptığını biliyoruz. Noam Chomsky veya başka muhaliflerin kitaplarında da ABD’nin eskiden giriştiği darbeler, karışıklıklar var. Lisedeyken “Dünya Düzeni: Eskisi, Yenisi” adlı kitabını okumuştum, Chomsky’nin o kitabından aklımda kalan birçok bilgi var. ABD’nin kendi arka bahçesi saydığı Latin Amerika’da gerçekleştirdiği darbeler, çıkarttığı karışıklıklar özellikle çok ilgimi çekmişti. Bugün yeni bir bilgi daha edindim. ABD İngiltere ile birlikte 1953’de İran’daki yönetimi devirmiş. Nedeni çok klasik, ülkedeki petrol yataklarının işletiminin İngiltere’nin elinden alınıp ulusal bir şirkete verilmesi. Seçimle iş başına gelen Muhammed Musaddık petrol gelirlerini kendi ülkesi için harcamayı isteyince darbe oluyor ve kendisini hapiste buluyor. Bu konuda New York Times gazetesinin haberi birçok ayrıntıyı da içeriyor, mesela bu darbe için CIA’in bütçesine 1 milyon dolar aktarılıyor. 1 milyon dolar, bir ülkenin kaderini değiştirmek için yetiyor. Politika gerçekten garip.

Muhammed Musaddık’ın yerine ABD ve İngiltere yanlısı Şah Rıza Pehlevi tek yönetici olarak geçiyor. 1979’da ABD’nin bugün bu kadar uğraştığı İslam Devrimi oluyor. 2000 yılında ABD bu darbe yüzünden özür diliyor. Düşünsenize, böyle bir darbe olmasaydı belki İslam Devrimi de gerçekleşmeyecekti, İran şimdikinden çok daha gelişmiş, demokrat bir ülke olacaktı. Ortadoğuda nu kadar ızdırap belki yaşanmayacaktı.

Garip olaylar gerçekten…