Tokens — Page 77

300

şarkiyatçılık

300 filmini bugün izleme şansı buldum ve hayal kırıklıgına uğradım. Baştan sona Yunan uygarlığını yücelten, Doğu uygarlıklarını tü kaka, barbar ilan eden bir film. Koskoca Yunanistan’a girmek için bir dar geçit var ve Pers ordusu da zaten ucubelerden oluşan, savaşmayı bilmeyen bir ordu. 100 bin kisilik bir ordu ile 300 kişiyi bir hainin gösterdiği arka geçiti kullanana kadar yenememeleri bunu gösteriyor. İran’ın tekrar baskı altına alındığı, BM tarafından yeni ambargo kararlarının çıkarıldığı bu dönemde filmin gosterime girmesi de zaten ilginç bir tesaduf (!). İnsanın aklına Edward Said’in o ünlü kitabı, Şarkiyatçılık, geliyor.

300, vikide yerini almış bile:
http://en.wikipedia.org/wiki/Orientalism#Movies


vikinin 300 sayfasındaki “historical accuracy” bölümünden:

“…Touraj Daryaee, associate professor of Ancient History at California State University, Fullerton dismisses 300 as historically uninformative, inaccurate and cartoonish. Criticizing the central theme of the movie, that of “free” and “democracy loving” Spartans against “slave” Persians, he claims that “jargon relating to ‘freedom’ and ‘democracy as used in the movie 300 is utterly untrue.” Citing various historical sources, Daryaee notes that the Achaemenid (Persian) empire hired and paid people regardless of their sex or ethnicity, whereas in Greece “at its demoocratic height in 431 BC, less than 14% of the members of that society were allowed to participate in a ‘government by the people,’” and “nearly 37% (of the population) lived in slavery”. He further points out that Sparta “was a military monarchy, not a democracy.” In Sparta, “slaves called helots were owned communally and there was an annual festival during which young Spartan men were allowed to terrorize the slave population and even kill a few of them to remind the rest of their place.”

ve bir de faşizm özellikleri üzerine:

“Outside of current political parallels, some critics have raised more general questions about the film’s ideological orientation. The New York Post’s Kyle Smith claims that the 300 portrays violence as “war’s goal rather than its means,” adding that “it isn’t a stretch to imagine Adolf’s boys at a 300 screening, heil-fiving each other throughout and then lining up to see it again.”[79] Slate’s Dana Stevens writes that “if 300… had been made in Germany in the mid-1930s, it would be studied today alongside The Eternal Jew as a textbook example of how race-baiting fantasy and nationalist myth can serve as an incitement to total war.”[80] Roger Moore, a critic for the Orlando Sentinel, suggests that the film has a “fascist aesthetic,” matching it to Susan Sontag’s definition of “fascist art”: ““Fascist art glorifies surrender, it exalts mindlessness, it glamourizes death.”


http://en.wikipedia.org/wiki/300_%28film%29

Gelecek

teknoloji

Bir süredir (1.5 senedir nerdeyse) aklımda kendi şirketimi kurmak var. Kafamda deneyebileceğim baya bir proje fikri de var aslında, tabii ne kadar başarılı olabileceklerini anlamanın tek bir yolu var. Kendi kendime çalışmaya başlasam da projeye sonunu pek getiremiyorum. Hem işte çalışıyor hem de yüksek lisans dersleri alıyor olunca zor oluyor ve çabuk pes ediyorum. Hafta içini iş, hafta sonunu da dersler alıyor, kendime bile fazla zaman kalmıyor. Ama aklımda hep kendi projelerim var. Bu dönem daha az ders alıyorum (aslında geçen dönem gibi 3 ama biri sosyal bilimlerden), acaba bir program hazırlayıp plan mı yapsam? Biraz gelir elde etmeye başlarsam 3-4 ayda, şu anki işimden de çıkarım. Harika olur. Bilmiyorum. Acaip bir atalet var üstümde. Hani, dış kuvvet olmayınca dengeyi sürdürme durumu. Bir ara kıracam bunu ama ne zaman bakalım.

Aşağıya birkaç ay önce yahoo’da yapılan bir konuşmanın video’sunu koyuyorum. Bir web uygulaması projesi olanlara çok iyi kaynaklık edebilecek yararlı bir konuşma.


</embed>

Viki 50 bini geçti

teknoloji

Çok severek kullandığım, ara sıra katkıda bulunduğum Vikipedi - özgür ansiklopedi - 50 bin makaleyi geçti! Doğrusu Esperanto dilinden daha az makale sahibi olmak beni üzüyordu, şimdi en azından onlarla aynı seviyede (50 bin +) makale sayısına sahibiz. Duyduklarıma göre bir belediyede vikipedi kampanyası düzenlenmiş, bu sayede özgür ansiklopedimize baya bir giriş olmuş. Bilmeyenler için açıklayayım, Vikipedi’ye yazmak serbest, iyi bildiğiniz, kaynak verebileceğiniz konularda yazmaktan çekinmeyin.

Vikipedi

Grid Hesaplama

teknoloji

Bilgisayarımda Globus toolkiti derlenirken günlüğüme bir yazı daha yazayım dedim. Grid hesaplama dersi alıyorum bu dönem ve yarına bir ödevim var. Yumurta teorisine uyarak son güne kadar bekledim. Bakalım yetiştirebilecek miyim.

Şimdi temel bilgilere geçelim. Grid hesaplama temel olarak bir sürü bilgisayarı tek bir iş için çalıştırmak demek. Biraz “Küme Hesaplama” (Cluster Computing) kavramına benziyor ama Grid Hesaplama aslında kümelerin kümesi biraz da. Bu ne demek, bu Grid Hesaplama uçlarının her birinin dağıtık olarak dünyanın farklı yerlerinde bulunabilmesi anlamına geliyor. Yani Grid Hesaplama kullanarak işinizin bir bölümünü Türkiye’de, bir bölümünü dünyanın diğer ucu olan Japonya’da yaptırabilirsiniz. Bunun ne önemi var demeyin, hesaplama gücünüz çok büyük oranda artıyor. Bu da birçok bilimcinin istediği bir şey. Öyle algoritmalar varki tek bilgisayarda aylarca sürecekken grid ile tahammül edilebilir bir zamanda bitiriliyor.

Peki bir işiniz var, Grid üzerinde çalıştırmak istiyorsunuz, ne yapmanız gerekiyor? Öncelikle algoritmanızı kontrol edip paralel çalışabilir şekilde değiştirmeniz gerekiyor. Algoritmanızı paralel hale getirdikten sonra MPI veya paralel çalışma için geliştirilmiş kütüphane yardımı ile programınızı paralelleştirmelisiniz. Bundan sonrası bürokrasi oluyor, Ulakbim Grid takımına başvurup kullanıcı adı ve şifre alıyorsunuz ve canavar bir işlem gücünü kullanmaya başlıyorsunuz. Grid’e başvururken yapmak istediklerinizin birtakım kriterlere uyması gerektiğini söylememe gerek yok sanırım.

Daha fazla bilgi için Tübitak Grid Sayfası

Code corrupted. Insert fresh copy.

javascript

I recently started blogging again. One of the first things I did, I inserted some javascript code in the usual template that blogger provides. I saved the template and I got a bundle of errors. The first few errors were related to XML parsing, the new blogger engine couldn’t parse my code. Apparently this is because of using “&” directly instead of “&amp;”, OK my fault. I fix these issues and then when I think that all should be well, I refresh my page to see <blockquote>“Code corrupted. Insert fresh copy.” </blockquote>in the place where I inserted the code. After looking at the generated code, I see that my code is not in the place it should be, because the javascript code is actually inside html quotation characters (namely <!– and –>) so the blogger engine didn’t think it was any use and left them out of the generated code. I removed the quotes and voila, it works.

Hope this helps someone.



Bloggerda yeni sayılırım, bir javascript kodu eklemeye çalıştığımda çıkan hataları anlatacağım. İlk olarak, şablonu kaydet butonuna tıklayınca blogger amcam ben bunu parse edemiyorum sen bunu XML yap öyle gel dedi. Hemen “&” işaretlerini “&amp;” yaparak isteğini yerine getirdim. Daha sonra şablonu kaydettim. Sevinçle tarayıcımın “yenile” düğmesine basmıştım ki kodun olduğu bölümde <blockquote>“Code corrupted. Insert fresh copy.” </blockquote> yazısını gördüm. Blogger amcamın oluşturduğu koda direk sayfadan bakınca eklediğim kodun yerinde yeller estiğini gördüm. Neymiş, blogger amcam javascript kodunun yorum kodları arasında (<!– ve –>) olduğunu görünce gereksiz olduğunu sanarak oluşturduğu koda eklememiş. Kodu yorumlardan kurtarınca mutlu mesut hayatımıza devam edebiliriz.

Umarım birilerine yardımı dokunur.



tayfun