Tokens — Page 11

Google Chrome'da Arama Kısayolları

teknoloji

Bu yazıda Google Chrome kullanarak nasıl hızlı aramalar yapabileceğinizi anlatacağım. Örnek arama motoru olarak Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğünde nasıl arama yapabileceğinizi anlatacağım, ama yazımı başka arama motorları için de kolaylıkla uygulayabilirsiniz.

Önce şunu aradan çıkartayım, web tarayıcısı olarak Google Chrome kullanacağız (Google Chrome indirin). Eğer hala Internet Explorer kullanıyorsanız bilgisayarınızdaki virüsleri hak ediyorsunuz demektir, lütfen okumayı keserek başka bir siteye gidin ve virüslerle yaşamayı öğrenin :) (sert oldu ama gerçekler acıdır). Ve hayır, bilgisayarınızdaki virüsleri temizlemek istemiyorum.

Google Chrome çok hızlı ve güvenli bir tarayıcı, arama motorları ekleme özelliği ise bir diğer harika tarayıcı olan Firefox’dan daha da kolay. Öncelikle hızlı arama yapmak istediğimiz web sitesine gidip bir prova yapıyoruz. TDK kullanacağımızı söylediğime göre, önce TDK web sayfasına gidiyorum ve örnek bir arama yapıyorum, kullanacağım kelime “manifesto”. Güncel Türkçe Sözlük’te kelimemi yazıp arama yapınca beni yeni bir sayfaya yönlendiriyor ve kelimenin anlamını açıklıyor. Web tarayıcınızın adres çubuğundaki yeni web adresini kopyalıyoruz, şuna benzer bir adres olmalı şimdi: http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=manifesto. Sitenin böyle salak bir adrese sahip olması yeteneksiz çalışanlarının sayesinde bu arada, ama bu şu anki konumuz değil, devam edelim.

Adres çubuğundaki adresi kopyaladıktan sonra iş Chrome’a bu adresi tanıtmaya kalıyor. Menüden “Options” seçeneğine tıklıyoruz ve tarayıcı ayarları penceresini açıyoruz. Bu pencere şuna benzer olmalı:

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 359px; height: 400px;” src=”http://2.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/S4kSLi18oSI/AAAAAAAABb4/ejqkqBbl5Bo/s400/Screenshot1.png” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5442901614194893090” />

Buradan “Default Search: Google” yazısının yanında bulunan “Manage” butonuna tıklıyoruz ve yeni bir pencere ile karşılaşıyoruz. Bu pencerede var olan bazı arama motorları var. Bazıları Google Chrome ile gelirken bazılarını ise Google Chrome bizim internet gezinimlerimizi inceleyerek akıllılık edip eklemiş.


<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 375px; height: 400px;” src=”http://3.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/S4kSKzZcUjI/AAAAAAAABbw/uSo1ebNQlno/s400/Screenshot2.png” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5442901601458868786” />

Biz buraya TDK’nın sitesini ekleyeceğiz. Bu penceredeki “Add” butonuna basın. Name kısmına hatırlatıcı bir isim (ben “TDK GTS” yazdım), “keyword” kısmına hızlı arama yaparken kullanacağınız kısa bir anahtar kelime (“tdk” gibi)yazın ve URL kısmına da az önce kopyaladığınız web adresini yapıştırın. Şimdi burası önemli, URL’yi biraz değiştirmemiz gerekiyor, URL’nin en sonundaki arama yaptığımız kelimeyi silip onun yerine %s yazıyoruz. Kutudaki URL şuna benziyor yani: http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=%s

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 373px; height: 400px;” src=”http://2.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/S4kSKnwM35I/AAAAAAAABbo/OWIgTNk-3sA/s400/Screenshot3.png” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5442901598333099922” />

Bu URL’yi baştan verebilirdim ama size balık tutmayı öğretmek istedim, hem TDK’nin pek zeki bilgisayarcıları bu salak URL’yi ileride bir gün değiştirirlerse bu yolu baştan takip edip arama motorunu tekrar oluşturabilirsiniz. Veya başka bir web servisini bu yöntemle ekleyebilirsiniz.

Peki bu kısayolu nasıl mı kullanacağız? Tabi bunu anlatmadan bu yazı bir işe yaramaz. Türkçe sözlükte bundan sonra kelime aramak istersek adres çubuğuna az önce girdiğimiz anahtar kelimemizi yazıyoruz (benimki “tdk” idi), boşluk bırakıp aramak istediğimiz kelimeyi yazıyoruz. Şuna benzer bir yazı çıkıyor ve “enter”a bastığımızda bizi istediğimiz kelimeye götürüyor. Ve bu yazı burada sona eriyor.

<img style=”display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 70px;” src=”http://2.bp.blogspot.com/_AZvuJ9kmERM/S4kUL-w3x2I/AAAAAAAABcA/zJsU54eK-GM/s400/Screenshot4.png” border=”0” alt=”“id=”BLOGGER_PHOTO_ID_5442903820713052002” />

Kitap Yorumu: Dreaming in Code

teknolojikitap

Çalıştığım şirketin kitaplığında görüp okuma listeme aldığım kitaplardan biriydi, “Dreaming in Code”. Programcılar arasında oldukça popüler olan ve birçok sitede iyi yorumlar alan bir eser bu. Kitap temel olarak önceki işlerinde oldukça başarılı olmuş bir grup teknoloji insanının Chandler isimli dünyayı değiştireceğine inandıkları yeni bir yazılım projesi üzerinde çalışmalarını anlatıyor.

Kitabın yazarı Salon.com kurucularından Scott Rosenberg. Salon.com’u takip ediyorsanız bilirsiniz, oldukça kaliteli bir haber/yorum sitesidir. Kitabın akıcılığını biraz da bu geleneğe bağlıyorum, 300 küsür sayfayı okurken pek sıkılmıyorsunuz. Scott Rosenberg yazılımın kaderinin tam olarak ne olacağını bilmemekle birlikte projeyi takip etmeye ve kitabını hazırlamaya başlıyor. Hemen hemen bütün yazılım projelerinde geri kalmalar, hatalar, başarısızlıklar olduğu için temkinli davranıyor ama o bile 3 sene sonra 1.0 sürümünün çıkamamasına biraz şaşırıyor ve belki de 1.0 ile kitabı bitirme planlarını değiştirip kitabı daha önce baskıya göndermeye karar veriyor.

Chandler büyük hedeflerle başlanan bir proje, birçok şeyi aynı anda yapmaya çalışıyor. Sağlam temellere dayanmıyor, devrimci olabilmek için yeni şeyler gerektiğini düşünüyor ve hepsini kendisi geliştirmek istiyor. Bu yüzden bir tarayıcı içinde yaşamak istemiyor, sonradan vazgeçilse de başlarda P2P modeli benimseniyor, Windows, Mac ve Linux’larda hepsinde çalışacak bir masaüstü uygulaması hedefleniyor. Sonuçta Chandler’ın ilk tüm sürümleri planlanandan daha geç, daha az özellik ve daha fazla hatayla, daha masraflı olarak yayınlanıyor.

Kitabın büyük bölümü projede yaşanan olayları anlatıyor. Teknik zorluklar, yönetimsel sorunlar, her yazılım projesinde olan planlama zorlukları, kesin olarak neyi nasıl yapacağını bilememek… Rosenberg kendisi de bilişim sektöründen olduğu için olayları anlıyor ve tam olarak programcı olmadığı için de akıcı bir biçimde farklı bir bakış açısıyla bizlere anlatabiliyor.

Scott Rosenberg arada birkaç bölüm Chandler’ın sıkıntılarını anlatmayı bırakıp bilgisayar mühendisliğinin nasıl bir mühendislik olduğundan, klasik mühendisliklerden örneğin inşaat mühendisliği gibi olgunlaşmamış olduğundan, tıp gibi çok karmaşık olmasından bahsediyor, bilgisayar bilimlerinin kısa bir tarihinden bahsediyor. Frederick Brooks‘dan, Donald Knuth‘dan, Alan Kay‘den bolca bahsediyor, önemli eserlerden bolca alıntılar ve özetler veriyor. Bilgisayar bilimlerinin kendi metodolojilerinden, ilk zamanlardaki NATO konferanslarından tutun da CMM seviyelerine, Çevik Programlama‘ya, ve Ruby on Rails’in açtığı yola, 37 Signals’a kadar o kadar çok noktaya değiniyor ki, bu bölümleri bitirince bilgisayar bilimlerinde emin olunan çok da konu olmadığını anlıyorsunuz. Yazarın farklı bakış açılarını kitapta eşit bir biçimde sunması da bunda etkili.

Sonuç olarak bilgisayar bilimlerini daha iyi anlamak istiyorsanız okumanızı önereceğim bir kitap bu. Bana inanmıyorsanız, belki Joel Spolsky sizi ikna edecektir (kitapta kendisinden de bahsediliyor).

Keyifli okumalar.

Perils of Software Engineering

booksprogramming


If you look at trends in software, you see a macabre parody of Moore's Law. The expense of giant software projects, the rate at which they fall behind schedule as they expand, the rate at which large projects fail and must be abandoned, and the monetary losses due to unpredicted software problems are all increasing precipitously. Of all the things you can spend a lot of money on, the only things you expect to fail frequently are software and medicine. That's not a coincidence, since they are the two most complex technologies we try to make as a society. Still, the case of software seems somehow less forgivable, because intuitively it seems that as complicated as it's gotten lately, it still exists at a much lower order of tangledness than biology. Since we make it ourselves, we ought to be able to know how to engineer it so it doesn't get quite so confusing.



From the book Dreaming in Code, quote by Jaron Lanier.

Hacettepe Üniversitesi Şaka mı?

Bugün iş arkadaşlarıyla her zamankinden çok da farklı olmayan bir şekilde teknokent yemekhanesine gittik. Cumaları geç gittiğimizden ve yemek şirketi (Bilintur Catering) fazla yemek getirmediğinden yemekler bitmiş. Biz de ofise indik ve yemeksepeti’nden yemek istedik.

Bir 45 dakika sonra yemek şirketinden aradılar (şirket Sushico bu arada), bize yemek getiren elemanı üniversite kapısından içeri sokmamışlar. Böyle saçmalık ancak Türkiye’de olur sanırım. Kapıdaki görevlileri arayıp içeri almaları için konuştuk ama yarım saat sonra halen yemeğimiz yok. Sanırım az sonra rektörlüğe gidip baya bir küfür edeceğim.

Kampüs içerisindeki alışveriş merkezlerinin dışarıdan yemek getirilmesini engellemek istemesi çok normal. Asıl aptallık, buna izin veren ve devletin maaş verdiği güvenlik görevlilerini bu iş için kullanan rektörlükte. Bu nasıl bir iştir anlamakta güçlük çekiyorum. Sanki Çin’de yaşıyoruz, istediğimiz yemeği yemek için izin almamız gerekiyor. Aslında Çin’de bile artık bu tür saçmalıklar yok, ama gel gör ki Türkiye Cumhuriyeti’nde 21. yüzyılda halen varlar.

Hiçbir üniversite yönetiminin mantıklı bir şekilde bu türden bir karar alabileceğini düşünmüyorum. Savcıların üniversite yönetiminde olup bu kararı alanları araştırmaları gerekiyor bence. Acaba kampüsteki yemek satan kurumlarda sahiplik payları var mı? Veya rüşvet almış olabilirler mi? Bu saçma kararın tek mantıklı açıklaması bu türden yasal olmayan ilişkiler gibi geliyor.

Çok sinirliyim.

Locate Database on Mac OS X

rants

OK, I’m here for a quick tip. I use locate to find files and folders a lot, especially when I’m using a system I’m not very familiar with. Mac OS X is one such system, since I’ve only been using it for the last few months. The problem is, Mac’s have everything scattered around, and in places where a regular Linux user would not look. Take updatedb command for example, it is found on most Linux distributions and can be invoked quite easily on the command line. For the Mac OS X, it is hidden in the directory /usr/libexec/ which is not even in the root path! And to compound that, its name is locate.updatedb, oh thanks Apple!

How on earth am I supposed to find this program like that? [ I bet you didn’t think about that eh, Steve Jobs? Just kidding :) ]

Anyhow, here’s some commands to make your life easier:

$ sudo ln -s /usr/libexec/locate.updatedb /usr/bin/updatedb
$ sudo updatedb

Now you can run updatedb like you would on a Linux box.